sanalbasin.com üyesidir
ust

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Galip ATAMAN

18 Mart 2015 Çarşamba Saat: 21:15

Öğretmenin Okulu Da İtibarı Da Yok Edildi

Galip ATAMAN

Ne zaman başımız sıkışsa, işler kötüye gitmeye başlasa Mustafa Kemal Atatürk’ü hatırlarız.

Öğretmenlerin bölünüp parçalandığı günümüzde, “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir” veciz sözlerinin arkasına sığınırız.

Hamaset nutukları atarak “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır”  diyerek öğretmenlere sahip çıktığımızı sanırız.

Ama öğretmenlik sıradan, herkesin yapabileceği bir meslekmiş gibi itibarsızlaştırılmasına, yozlaştırılmasına, okullarının kapatılmasına seyirci kalırız.

Sendikacısından siyasetçisine kadar etkili yetkili herkes öğretmenin toplumdaki statüsünü değil üç kuruş maaşını konuşur.

Öğretmen okullarının kapatılmasını sorgulamadığımız gibi üniversitelere havale edilen öğretmen yetiştirilmesindeki sıkıntıları masaya yatırıp çözüm aramayız.

Damızlık hayvan uzmanı baytarın, patlıcan domates üreticisi ziraatçinin,  mahkumların koruyucusu gardiyanın eline tutuşturduğumuz, daha çok hocalara gelir sağlamak amacıyla açılan “formasyon”sertifikası ile öğretmen yaparak sınıflara sokulmasına ses çıkarmayız.

Kendilerini cumhuriyetçi, demokrat, çağdaş gösteren Eğitim-İş ile KOÜ Eğitim Fakültesi de Cumhuriyet döneminde açılan öğretmen okullarını bırakmış Tanzimat döneminde 167 yıl önce 1848’de açılan “Darülmuallimi” öğretmen okullarının kuruluş yılı kabul etmiş, açıklama yapmış, çalıştay(!) düzenlemiş.

Okulları ele geçirmek için her yolu mubah sayan Eğitim Bir Sen, sisteme ve rejime kafa tutan Eğitim Sen, haksızlıklara direndiğini sanan Türk Eğitim Sen’den tık yok.

ÖĞRETMENLER VE OKULLARI

Milli eğitimi yazboz tahtasına çevirenler her platformda, “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir” derler.

Ama öğretmenleri yetiştiren kurumların neden kapatıldığını, öğretmen yetiştirme işinin neden üniversitelere havale edildiğini tartışmazlar.

16 Mart 1848’de açılan “Darülmuallimi” öğretmen okullarının kuruluşu olarak hatırlarlar da Cumhuriyet döneminde açılan ve sonraki yıllarda kapılarına kilit vurulan öğretmen yetiştiren kurumlardan hiç söz etmezler.

167 yıl öncesi açılan “Darülmuallimi” unutmayalım ama 95 yıllık Cumhuriyetimizde kutsal meslek öğretmenleri yetiştiren ve sonraki yıllarda peş peşe kapatılan kurumları da es geçmeyelim.

Bugün öğretmenlerin neden itibarsızlaştırıldığını, statülerinin neden bozulduğunu, neden sıradan bir meslek haline getirildiğini sorgulayalım.

KOÜ Eğitim Fakültesinin yaptığı gibi bir günlük baştan savma “çalıştay” ile değil de Cumhuriyet döneminde açılan ve tamamı kapatılan öğretmen okullarını masaya yatırarak tartışalım.

Hiçbir yerde iş bulamayanların neden öğretmen yapılarak sınıflara sokulduklarını konuşalım.

Bugün, “Darülmuallimin” ilk öğretmen okulu olduğunu söyleyerek hamaset nutukları atanlar,“Öğretmenlik özel eğitim gerektiren ihtisas mesleğidir” diyerek ahkam kesenler Cumhuriyet dönemindeki öğretmen okullarını da görebilseler.

Milli eğitimde işlerin iyi gittiğini, öğretmenlerin mutlu olduğunu söyleyenler köyden seçilen öğrencileri öğretmen yetiştirmek üzere kurulan ve bir Türkiye efsanesi olarak bilinen “Köy Enstitüleri”nin hangi amaçla kurulduğunu ve hangi gerekçe ile kapatıldığını da açıklamalıdırlar.

İlk, orta ve liselere öğretmen yetiştiren İlk Öğretmen Okulu, Eğitim Enstitüsü, Yüksek Öğretmen Okulu, Anadolu Öğretmen Liseleri kapatılırken “Gece Öğretimi, Mektupla Öğretim, Hızlandırılmış Eğitim” adı altında açılan  kurumlarda toplam 120 bin öğretmenin okullarda görevlendirilmesine neden gerek duyulduğu da tartışılmalıdır.

Tartışılmalı ve konuşulmalı ki öğretmenlerin ders saatinde sınıfta olması gerekirken sokakta eylem yaptıklarını, üç kuruş için nöbeti angarya kabul ettiklerini, sakallı, kravatsız, kot pantolonla derse girdiklerini, okullarda sosyal barışın bozulmasına neden olduklarının nedenlerini de öğrenelim.

Öğretmen yetiştiren kurumlar bir bir kapatılarak kapısına kilit vurulurken diğer meslekleri yetiştiren kurumlara baktığımız da öğretmenlik mesleğinin neden itibarsızlaştırıldığını görürüz.

Hakim, savcı ve avukatların da araların da bulunduğu tüm yargı mensupları “Hukuk Fakültelerinden mezun olur.

Doktorlar tıp fakültesinden, diş hekimleri diş fakültesinden, eczacılar eczacılık fakültesinden, mühendisler mühendislik fakültesinden, mimarlar mimarlık fakültesinden, veterinerler veteriner fakültesinden, ziraat mühendisleri ziraat fakültesinden mezun olur. Benzer örnekleri çoğaltmak mümkün.

Geçmişte öğretmen olmak için öğretmen okullarından mezun olmak şartı vardı. Ya şimdi? Hangi fakülteyi bitirirsen bitir. İş mi bulamadın. Git bir eğitim fakültesine, ver 3 kuruş, al bir formasyon belgesi, gir KPSS’ye, tuttur puanını ol öğretmen.

Herkesin öğretmen olabildiği ülkemizde okullarda hala 140 bin öğretmen açığı varsa, bir çok okulda boş geçen derslere öğretmen olmayan kişiler girerse öğretmenliği de okulları da sorgulasanız ne olacak?

                            ***                       ***                       ***

ÖZCAN KAN ANADOLU LİSESİ’NDEN ‘MİĞFERE SIĞMAYAN EFSANE’

Şehit Özcan Kan Anadolu Lisesi öğrencileri dün, “18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Zaferinin 100. Yılı” nedeniyle “Miğfere Sığmayan Efsane” etkinliği düzenledi.

Süleyman Demirel Kültür Merkezinde, Tarih İl Zümre Öğretmenler Başkanı Arslan Savur’un günün anlam ve önemini anlatan konuşmasının ardından sahneye çıkan müdür Ali Paşa Naipoğlu’nun öğretmen ve öğrencileri konuklara duygu dolu anlar yaşattı.

Şener Aksu’nun yazdığı, edebiyat öğretmeni Tuncer Aksu’nun sahneye koyduğu “Miğfere Sığmayan Efsane” oyununda görev alan öğrencilerle fon müziklerini çalan müzik öğretmenleri bağlamada Sedat Kılıç, kemençede İbrahim Alıç herkesi etkiledi.

Davudi sesiyle Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitleri’ni okuyan emekli edebiyat öğretmeni Halim Olgun ayakta alkışı fazlasıyla hak etti.

Miğferine sahip çıkan 11. Sınıf öğrencisi Bekir Bekaroğlu ile türküleri seslendiren 9. Sınıf öğrencisi Betül Kanpara’nın performansına hayran kaldım.

Tören sonrası Vali Hasan Basri Güzeloğlu, K.K. EDFOK Komutanı Tümgeneral İsmail Metin Temel, Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, milli eğitim il müdürü Fehim Rasim Çelik sahneye çıkarak Şehit Özan Kan Anadolu Lisesi Müdürü Ali Paşa Naipoğlu, öğretmen ve öğrencileri kutladı.

Ben de aldığı her görevi sorumluluk bilinciyle yerine getiren, diğer kurumlara örnek olan Ali Paşa Naipoğlu ve ekibini kutluyor, başarılar diliyorum.


Yazı Yorumları ( 1 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
K.ESEN 23.03.2015 20:12
Sayı müdürüm, Çanakkale zaferinin 100.yılı nedeniyle düzenlenen etkinliğinizi gazetelerden takip ettim. Almış olduğunuz devlet terbiyesi,çalışkanlığınız bizleri çok gururlandırmıştır. Şahsınızda Şehit Özcan KAN Anadolu lisesinin tüm yönetici-Öğretmen ve sevgili öğrencilerini tebrik ediyor,kutluyorum.
 

Belirtiyorum.com İnternet Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Dersimiz, “15 Temmuz Demokrasi Zaferi”

2016-2017 eğitim öğretim yılı Vali Hasan Basri Güzeloğlu’nun İzmit Solaklar İlk ve Ortaokulunda çalacağı ilk ders zili ile başlayacak.
Devamını Oku21.11.2018 - 17:34:09
Tüm Yazıları