sanalbasin.com üyesidir
ust

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Hüseyin OĞUZ

5 Nisan 2015 Pazar Saat: 20:12

Öğretmenin itibarı mı? Sizlere ömür…

Hüseyin OĞUZ

Bir zamanların en çok saygı duyulan mesleklerinin başında gelen öğretmenlik günümüz itibarıyla neredeyse saygınlığının tamamını kaybetti.

Yitirilen bu durumda öğretmenlerin de mutlaka payı vardır ancak en önemlisinin üzerinde politik oyunların çok kolay oynanabiliyor olması nedeniyle siyasilerde olduğunu düşünmekteyim.

Öğretmenler üzerinde özellikle de son yıllarda bir çok olumsuzluklar yaşandı.

Hangi birinden başlasam bilemiyorum.

Öncelikle itibarın yerlere inmesinde büyük katkısı olduğu belirtilen bir Bakan “Veliyi üzeni bende üzerim” dedi. Bu söylem ardından yapılan istatistikler göstermiş ki öğretmene şiddet kat ve kat artmış.

Çocuğunun kibarca yada biraz sert uyarılmasını dahi içine sindiremeyen veliler okullara koşar oldu. İlk işleri karşılarına çıkan öğretmene tekme, tokat, yumruk saldırmak oldu. Yetkililer ne mi yaptı? “Geçmiş olsun” dahi diyemediler ki, bırakın öğretmene sahip çıkmayı…

Çocuğunun kıyafetine karışıldığını, saçına sakalına karışıldığını, saygısız tavırları karşısında uyarıldığını işiten veliler, MEB’in şu çok meşhur şikayet hattı ALO 147’yi adeta yağmur gibi şikayet talepleri ile kilitlediler. MEB mi ne yaptı?

Gelen her şikayeti hemen hiyerarşik düzen çerçevesinde önce illere, sonra ilçelere oradan da okula ulaştırarak savunma istedi. Kimi idareci ve öğretmenlere cezalar verildi.

Üstelik ne gibi sebeplerle biliyor musunuz? MEB genelge gönderir ve derki, “okullarda kameralı cep telefonları yasak, okulda kapalı olacak, olmayanlar hakkında işlem yapılacak” der.

Uygulama aşamasında öğretmen ya da öğrenci okul içinde açık gördüğü telefonu veliye ulaştırmak üzere alır…

Hemen ALO 147 ye şikayet edilir.. “Çocuğumun telefonu alınmış, işte mutlaka açık kalması gerekir” falan tarzında gerekçeler ardı arkasına yazılır.

MEB’de demez ki… “Uygulama doğrudur, okul idaremiz yada öğretmenlerimiz yasal uygulama yapmışlar” denilmez. “Sen misin telefonu alan, yap bakalım savunmanı” tarzında öğretmen işini yaptığı için cezalandırılır.

Bunu gören öğretmen ve idareciler ilerleyen zamanlarda hiçbir şeye karışmamaya başlarlar, sonuçta “eğitim öğretim berbat” denir. Öğrencilerin uygunsuz davranışlarını gören bazı veliler, “Bunlar ne biçim öğretmen, bu öğrencileri neden uyarmıyorlar” diye serzenişte bulunurlar. Sonuçta, sanki öğretmen işini yapmıyor muş gibi itibar kaybına uğrar… Suçlu kim dersiniz?

İşte bu gibi sebepler sonucunda yitirilen bir itibar vardır.

Eskiden bir öğrencinin kopya çektiğini öğretmen yazılı kağıdından dahi anlar, ya cezalandırır yada uyarır adeta öğrenci yaptığı davranışın büyük hata olduğunu anlamak zorunda kalırdı.

Günümüzde yazılının hemen ardından öğrencinin eline yazdığı kopyayı görüyorsunuz, yada elinde kopya kağıtları görüyorsunuz, öğrenci hemen savunmaya başlıyor “hocam kopya çekmedim, çekerken yakalamadınız”…

Alın işte size küçük bir hırsızlık örneği… Bugün için böyle küçük ancak ilerleyen süreçlerde çok daha büyüklerini dahi normal gibi kanıksayacağız ve sonucunda yozlaşıp giden bir ahlak erozyonu yaşayacağız.

İşte günümüzde öğretmenin itibarının gitmesinde bir çok etken var.

Yalova Termal Fen Lisesi’nin çok sevilen matematik öğretmeni Halil Serkan Öz kılık kıyafeti nedeniyle Yalova Valisi Selim Cebiroğlu’nun hışmına uğradı.

İncelemelerde bulunmak için gittiği Termal Fen Lisesi’nde, girdiği bir sınıfta: "Bu saç sakal ne? Sen ne biçim öğretmensin? İnsanlar dışarıda görseler dilenci zannedip para verirler" diyerek hakaret ettiği Matematik öğretmeni Halil Serkan Öz, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiştir.

Kurşun etkisi yapan yukarıdaki çok ağır sözlerin altında kalamayan onur sahibi Öz, yaşamını yitirdi.

Yaşanan bu olay öğretmenin itibarının nerelerde olduğunu da gösterdi.

Yine bu konuda bir TV programında açıklamalarda bulunan Eğitim İş Genel Başkanı Veli Demir açıklamasında çok güzel konulara değindi. Yandaş sendika olarak ifade edilen bir sendikayı "HÜKÜMETSEN" olarak tanımladı bende aynı şekilde ifade etmeye çalışacağım. Demir diyor ki; “Hükümetsen mensupları sakallı, şalvarlı, takunyalı şekilde okullara gelirken en ufak bir uyarıda bulunmayı düşünmeyen Valiler, iş diğer sendika mensuplarına gelince böylesine şahin kesiliyorlar”

Demir, çok haklı, Hükümetsen mensupları hiçbir şey takmıyorlar. İstedikleri gibi giyiniyorlar, kimse onlara karışamıyor, istedikleri siyasi toplantıya katılıyorlar, adaylarla kol kola gezip siyasi çalışma yapabiliyorlar, onların çok geniş “dokunulmazlıkları” var, “özgürlük mü” sadece kendileri için…

En doğal tepki gösterilmesi gerekecek durumlarda dahi “Aman Hükümeti kızdırmayalım” diye düşünecek olmalılar ki kesinlikle sahneye çıkmıyorlar.

Bir öğretmen psikolojik yıkım sonucunda hayatını kaybediyor, durum karşısında Eğitim-İş, Türk Eğitim Sen ve Eğitim Sen tepki gösteriyor, eylem kararı alıyor ama Hükümetsen’in sesi soluğu çıkmıyor.

Kaldı ki kendi üyelerinin dahi darp edilişini seyretmekte bir sakınca görmüyorlar. İlimtepe’de bir öğretmen veli tarafından darp ediliyor, yine Körfez’de bir lise müdürü makamında öğrenci tarafından darp ediliyor, üyeleri olan bu eğitimciler hakkında dahi en ufak bir adım atılmıyor. Neyse sendikacıları geçelim, Milli Eğitim yetkilileri dahi en ufak bir açıklama yapmıyorlar, sanki olağan bir durum gibi geçiştirilerek öğretmenin itibarının kayıp gitmesini seyrediyorlar.

Oysa benzer bir durum bir polise karşı sergilense İçişleri Bakanlığı ayağa kalkıyor hatta bazı müdahalelerde açıkça suç işleyen polisler dahi nasıl korunup kollanıyor kamuoyu çok iyi biliyor.

Öğretmenler ise kimsenin sahip çıkmaması nedeniyle adeta şamar oğlanına dönüştürülüyor.

Aslında çok önemli bir ayrıntıyı atlıyorlar/unutuyorlar.

Kesinlikle bilinmelidir ve unutulmamalıdır ki, öğretmenlerimiz itibarsızlaştırıldıkça bu ülkenin yarınlara yürümesi mümkün olmayacak, geleceğimizi karanlığa atacağız/sürükleyeceğiz.

Lütfen seçici olalım, özellikle de öğretmenler….!!!

                 *                        *                       *
Günümüz itibarıyla öğretmenin itibarını yok edenleri bir düşünün, bir de Mustafa Kemal ATATÜRK’ün öğretmene verdiği değeri…

Günümüzde bırakın üst yöneticileri, okul müdürleri dahi sınıfta sözüm ona öğretmeni denetlerken; kürsüye oturup, geriye kaykılıp bacaklarını açarak bilemediğim/anlayamadığım ne mesajı vermek istiyorlarsa, birde Atatürk’ün verdiği mesaja bakın… Yorum sizin sevgili okurlar….

Bir tarafta, öğretmene "Dersinize devam ediniz” diyerek kenardan köşeden dersi izleyen Atatürk, diğer tarafta da (!!!) ….


Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?
 

Belirtiyorum.com İnternet Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları