sanalbasin.com üyesidir
ust

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Hülya Bilge GÜLTEKİN

16 Aralık 2011 Cuma Saat: 00:00

Uyumadan Büyü

Hülya Bilge GÜLTEKİN

O günlerde, yetmişli

O günlerde, yetmişli yıllarda..
Arkadaşlarımla bir planım yoksa ve annem benim için bir plan yapmamışsa, okuldan gelir gelmez ilk işim radyoyu açmak olurdu..

Tam o saatlerde "Okul Radyosu" adlı bir program olurdu, hafta içi bu programı kaçırmaz, hafta sonları da "Çocuk Saati" adlı programı dinlerdim..

"Çocuk Saati"nde daha çok yarışmalar ve oyunlar verilirdi..
Daha o zamanlardan yarışmalara ve oyunlara meraksız olduğumdan programın dört gözle bitmesini beklerdim..
Programın ardından bir saat süren klasik müzik programı başlardı..
Aheste konuşan bir sunucu çalacağı müziklerin öykülerini uzun uzun anlatırdı..
Hem öykülere hem müziklere bayılırdım..
Öyküler, müziklerden daha fazla etkilerdi beni..
Müzik biter ama öyküler kalır içimde düşündürürdü..

"Okul Radyosu"ndaki çocuk tiyatrolarına bayıldığım gibi, haftada bir gece, akşam saatlerinde yayınlanan radyo tiyatrolarına da bayılırdım..
Hele ki o arkası yarınlar, bugünkü büyük oyuncuların o büyük sesleri güldür güldür akardı belleğime..
O çok başarılı seslendirme efektleridir beni bu kadar hülyalı yapan belki de..
O sesler vizyonlara, hülyalara kolayca dönüşebilecek kadar etkilerdi beni..

Çocuk tiyatrolarının birinde Bengi ve Utku adlı iki arkadaşın hikayesinin anlatıldığı gün karar vermiştim..
Bir gün kızım olursa adı Bengi, oğlum olursa da Utku olacaktı..
Bengi; "sonsuzluk"..
Utku; "zafer" demekti..

Gel zaman, git zaman, deli bir adam delice sevdi beni..
Okuldan eve giderken bindiğim otobüslerin yollarını kesti..
Yollarda annemin önünü kesti ve beni annemden istedi..
Daha sayamayacağım, bir genç kızın egosuna tavan değil gökyüzü yaptıran ve ondan kaçtıkça şiddetlenen delilikleriyle bana "evet" dedirtmeyi başardı..

Nişanlandık..
"Şu gün gelip alacağım seni, tiyatroya gideceğiz.." dedi bir gün..
Ne hale geldiğimi anlatmama gerek yok sanırım..
Sesler ve ses efektleri içimde değil, dışımda canlanacaktı bu kez..
Günler geçmek bilmezken bir yandan da "hayır, el alem ne der, daha evlenmeden aldı kızı gitti mi desinler.." diyen annemi ikna etmeye çalışıyordum..
Göbeklerimiz çatlayana kadar yalvardık ve yakardık, en sonunda o gün için annemlerden izin kopardık..

Ben büyülendim elbette..

"Bir kızım olmalı ve tiyatrocu olmalı, ben, bir gün kendi çocuğumu büyülenerek izlemeliyim.." dedim..

"Kızım olmalıydı, bana yapılan baskılarla yanan canım, ancak kızıma tanıdığım özgürlüklerle iyileşirdi.."

İşte o gün seçtin sen beni ve "yirmi iki yıl önceki bugünü"..
Sen seçtin, ben sadece aracı oldum, seçimine layık bir anne olmaya çalıştım..
Umarım pişman olmamışsındır..
Ben seni doğurduğuma hiç pişman olmadım..
Babanın sorumsuzluğu yüzünden çocuk istememiştim, baban yine ne delilikler yapmıştı beni ikna etmek için..
İyi ki de yapmış, yoksa çok pişman olurdum..
Ben hiç pişman değilim, umarım sen de değilsindir..



Anneannenlerde kaldığın günlerde, seni görmeye gittiğim günlerden birinde;

"Yağmur başlayınca dışarı koştum, pencerenin altına dizdiği oyuncaklarını toplamaya başladım, 'hadi kızım içeri, ben de arkadan geleceğim oyuncaklarını alıp, ıslanma..' deyince; 'bırak onları, toplama, onlar beni alkışlıyorlar.." dedi.. Bir de baktım ki, ağaç kütüğünü sahne yapmış, oyuncaklarını da seyirci, onlara gösteri yapıyormuş, bu çocuk sahneyle ilgili bir işlerle meşgul olacak galiba.." dedi..

Anneannen bunu söylediğinde iki yaşındaydın ve benim gözümde artık tiyatrocuydun, benim küçük tiyatrocumdun..
Üç buçuk yaşına geldiğinde bale kursu açıldı yaşadığımız yerde, ilk orda başladın, ondan sonra hangi kursu istediysen orda..

Ortaokul döneminde gittiğin kurstan seni almaya gittiğimde, tiyatro öğretmenin "Necmi Aykar", önce seni aldı kolunun altına ve sana bir şeyler söyleyerek, gittiniz geldiniz bir kaç kez kursa gittiğin salonun koridorunda.. Çok merak ettim elbette küçücük bir kıza ciddi ciddi ne söylediğini.. Sen arkadaşlarınla vedalaşmaya gittiğinde;

"Bengi çok yetenekli, mutlaka destek olun, desteklenirse çok iyi bir oyuncu olur ilerde, şimdiden ajanslara yazdırın, figüranlık yapsın, sürünsün, en alttan başlasın ki bir gün bir yerlere geldiğinde değerini bilsin.." dedi..

Anneannenin söylediklerini dikkate aldığım gibi, öğretmeninin de söylediklerini dikkate aldım ve hemen soluğu tavsiye ettiği ajansta aldık..
Bundan sonrasını çok iyi biliyorsun zaten..



Doğduğun günden beri, büyülenerek izliyorum seni..
Daha sahnelere çıkmadan çok önce yaptığın "doğallamalarla" büyüledin beni..
Bu kadar harf patlattım, sahneye çıktığın zamanlarda ne hale geldiğimi de sen tahmin et artık..
Seni televizyonda gördüğümde heyecanlanıyorum ama tiyatro sahnesinde gördüğümde büyüleniyorum..
Bak ben, senin beni seçmen için küçük küçük neler yapmışım, sen de benim için küçücük bir şey yapmak istiyorsan, tiyatro da yap..
Biliyorsun televizyonla oldum olası aram yok..

Geçen yılki gibi en yakın zamanda tiyatro sahnesinde büyülenerek izlemek istiyorum seni..

Tam da istediğim gibi;
Adın; Bengi..
Mesleğin; Tiyatrocu..
Ve kuşlar kadar özgürsün..

İyi ki sen de beni istedin..
İyi ki doğdun..
Arkanda değil, yanındayım, canındayım, kanındayım..
Sonsuzluğa kadar yolun var..
Hiç korkma, sevgiyle yürü..
Bebeklerine gösteri yaptığın o muhteşem andaki gibi tutkuyla, aşkla yürü..
Ne yağmur vazgeçirebilsin seni, ne kar, ne de karşılaştığın zorluklar..
Ne de hep karşına çıkan ve yaşadıkça da çıkacak olan, artık bağışıklık kazandığın "o insanımsı basit kıskançlıklar"..

Ne kadar şanslısın..
Hiç bir doğumgünün bir diğerine benzemedi..
Hepsi birbirinden güzeldi..
Bak bu yıl da Ankara'dasın..
Bunu da unutmayacağım.
Bu yazı bunu asla unutturmayacak...
Yazmadığım halde daha geçen senekini unutamamıştım ki..
Unutulur mu hiç, arkadaşının ve senin halinden etkilenip şu şiiri yazdığım seneki..


Bir sevgilidir yaşam,
Ayağı yer,
Alnı gök..

Bir düştür,
Yaşam kadar büyüyebilmek,
Sevgilinin ayağı altında ezilmeden
Onu alnından öpebilmek..

"Yaşamı alnından öpebilecek kadar büyü.."

Acılarla, tatlılarla büyü,
Acılar da tatlılar da büyü..

"Uyumadan büyü.."


İyi ki doğdun..
İyi ki sevgiyle büyüttük seni..
Sen de sevgiyle büyüt kendini..
Seni seviyorum..

"Anneciğin.."


Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?
 

Belirtiyorum.com İnternet Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

İlk Fırsatta

Devamını Oku18.08.2018 - 11:07:20

Yılan Hikayesi

Devamını Oku18.08.2018 - 11:07:20

Sayın Başbakanım

Devamını Oku18.08.2018 - 11:07:20

Shakespeare’i Okurken

Shakespeare’in Othello adlı oyununu okuyorum; 23.sayfada "Türkler Rodos'a doğru ilerliyorlarmış" derken 24. sayfada "Rodos'a doğru yol alan Osmanlılar" diyor.
Devamını Oku18.08.2018 - 11:07:20
Tüm Yazıları