sanalbasin.com üyesidir
ust

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Anket

24 Haziran'da oyunuz kime?
  • Muharrem İNCE
  • Recep Tayyip ERDOĞAN
  • Meral AKŞENER
  • Selahattin DEMİRTAŞ
  • Temel KARAMOLLAOĞLU
  • Doğu PERİNÇEK
Hüseyin OĞUZ

26 Ocak 2015 Pazartesi Saat: 22:59

Milli Eğitimin Yasını Kim Tutacak?

Hüseyin OĞUZ

Özellikle son yıllarda yaşanan çok çarpıcı olayları ve gelişmeleri sağ olsunlar eğitimci arkadaşlardan sıkça dinliyoruz.

Bazen şaşırıyoruz, bazen de yaşananlara geleceğimiz olan çocuklarımız ve sıkıntıları en çok çeken zümre olan eğitimciler adına üzülüyoruz.

Okul idarecileri değişiklikleri takip etmekte zorlandıklarını hatta büyük bir çoğunluğunun da ne olup bittiğini takip etmekten usandıklarını biliyoruz.

Çünkü yönetmelikler, genelgeler nerdeyse sabah başka akşam başka oluyor. “Akşam yatıyoruz başka yönetmelik, sabah kalkıyoruz başka yönetmelik” diyenler dahi var.

Durum böyle olunca da eğitimde kaliteden bahsetmek biraz ütopik kaçıyor.

Doğan her yeni gün geçen günü aratır hale geliyor.

En çok hatırda kalanlardan bazıları, sorumluluk sınavlarının Kasım-Nisan aylarına alınması sonucunda yıl içinde büyük kargaşa yaşanınca tekrardan yıl sonu ve yarıyıl başına alınması, alt yapısı hazırlanmadan 4+4+4 sistemine geçilmesi ve bu günlerde bundan nasıl vaz geçilir bunun yollarının aranması. Okul idarecilerinin mülakatla görevlendirilmesi,   olmayınca yeniden sınav sistemine dönüş için formül aranması gibi bir çok konuda yapılan değişikliklerden kısa sürede geri dönüldüğünü sıralayabiliriz.

Sonuçta böylesine yanlış uygulamalar yapılması karşısında herkes “bu değişiklikleri kimler yapıyor, hiç mi eğitimi bilmiyorlar” diye konuşmadan edemiyorlar.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer zamanında bir çok MEB üst düzey yöneticisinin görevine son verilerek büyük çoğunluğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan olmak üzere bir çok bürokratın MEB de üst yönetici yapıldığı söyleniyordu. “Yoksa bu değişiklikleri  bu bürokratlar mı yapıyor da, uygulamada olmayınca da geri mi dönülüyor” diye soranların sayısı oldukça yüksek.

Bu hatırlatmaları yaptıktan sonra bir eğitim yöneticisi arkadaşın dikkat çektiği konuya değinmek istiyorum.

Bilindiği üzere Eğitim İş Sendikası mensubu eğitimciler okullarda tuttukları nöbetler için ücret verilmesini istiyorlar. Ve bu nedenle de “Nöbet eylemi” yaparak nöbet tutmayacaklarını ifade ediyorlar.

Nöbet eylemini Türk Eğitim Sen de yapacağını duyurdu. Türk Eğitim Sen üyeleri de bu çerçevede her ayın bir haftasında nöbet tutmayacaklar, nöbetleri için ücret verilmesini zorlayacaklar.

Zannedersem önümüzdeki günlerde Eğitim Sen de bu eyleme destek verecek ve bu eylemin karşısında olan sadece Eğitim Bir Sen olacak.

Şayet özellikle son yıllarda yaptığı her değişiklikten kısa sürede dönme gayreti içine giren Milli Eğitim Bakanlığı bizi şaşırtmaz da nöbet eylemleri ardından ücret ödenmesi kararı almaya kalkarsa işte o zaman Eğitim Bir Sen de bu eyleme destek verebilir. Ve hemen “eylem yaptık, nöbete ücret ödenmesini sağladık” şeklinde bunu kendi hanesine yazabilir diye düşünüyorum.

Ama sonuç olarak kimin hanesine yazılırsa yazılsın önemli olan eğitim çalışanlarının kazanımlarıdır. Sendikaların asıl işlevi de budur. Üyelerinin çıkarlarını en iyi şekle getirmek, özlük haklarının iyileştirilmesini sağlamaktır.

Biliyorsunuz bu konuda bazı sendikalar sınıfta kalmış durumda. Bu günlerde “yandaş sendika” diye adlandırılan sendika dışındaki diğer sendikalar, karnelerin verildiği günlerde MEB’in karnesi zayıf şeklinde açıklamalar yaparken sessiz kalmayı tercih edenlerde olduğunu görüyoruz.

Çalışanlar açısından sendikaların bu kadar dağınıklığı aslında camiaya kaybettiriyor. Bu konuda en güzelinin tek sendika olması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla böyle bir durumda tüm eğitim çalışanları da tereddütsüz üye olurlar. İstedikleri kazanımları çok daha kolay elde ederler. Bu fikir her ne kadar ütopik gibi dursa da 10 yıl önce ağza alınamayacak sözleri bugünün şartlarında siyasetçilerden duyuyor olmamız nedeniyle bununda olmayacağını kimse garanti edemez.

Şayet tek sendika olmuş olsa liyakat olayı da çok daha ön plana çıkacaktır. Herkes sendikalı olduğundan atama/görevlendirme yapacakların üzerindeki baskı da büyük ölçüde azalacak belki de son bulacaktır.

Gönül istiyor ki Milli Eğitim ile ilgili iyi haberler yapalım, olumlu gelişmelere değinelim. Ama nerde?

Eğitim sorunları azalmıyor aksine çığ gibi büyüyor.

Özellikle de atama/görevlendirme yapanlar çok ilginç gelişmelere imza atıyor, liyakatsiz insanları iş başına getiriyorlar.

İnanın bu işi yapan yöneticiler imza atarak idareci yaptıkları kişileri kendi özel okulları olsa eminim ki kapıdan içeri sokmazlar belki okulun çevresinde gezinmelerine dahi izin vermezler ama MEB kurumları olunca işte sonuç böyle oluyor…

Bizlere de okullarımızın/öğrencilerimizin/eğitimcilerimizin yasını tutmak kalıyor…


Yazı Yorumları ( 2 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
metin acarkan 20.02.2015 16:07
Çocuklarımızın,gençlerimizin iyi bir eğitim almaları,vatanına ve milletine yararlı fertler olarak yetiştirilmeleri kimsenin umurunda değil.izlenen politika varsa yoksa birçoğu liyakatsiz,basiretsiz,beceriksiz kişilerle yönetici kadrolarını doldurmak.yeterki bizden olsun!
murat 27.01.2015 17:11
sayın yazar milli eğitimin sorunlarını gayet güzel bir şekilde sıralamışsiniz gerçekten de yaşanan durum budur umarım milli eğitimi kurtaracak birisi çıkar
 

Belirtiyorum.com İnternet Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları