ust

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Anket

Suriyeli göçmenlere sizce Türk Vatandaşlığı verilsin mi?
  • Hayır
  • Evet
  • Kararsızım
Songül KARAKOÇ

19 Mart 2015 Perşembe Saat: 20:04

Dur Yolcu

Songül KARAKOÇ

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.…………/Necmettin Halil Onan

 

*Bir somun iki hurma koyduğu, çarşaftan bozma çıkını sıkıca düğümlerken, gözyaşlarını da kalbine düğümleyen yaşlı anasının ellerine yapıştı. Onca yılın öksüzlüğünü bir gün hissettirmeyen anasından helallik istiyordu Kınalı Memed. Bir daha geri dönemeyeceğini bile bile cepheye gönderdiği kınalı kuzusuna,bir ömürlük sarıldı. ’’Helal olsun yavrum, ak sütüm sana helal olsun’’. Son bir kez bakarken anasına Kınalı Memed sorar; ‘’Ana’’ der ‘’Cepheye giden diğer Memedler ellerine yakıyor kınaları, sen neden benim başıma yaktın?’. Gözlerinden akan yaşlara aldırış etmeden göğsünü kabartarak haykırır yaşlı kadın; ‘’Vatana, kurban ol diye oğul’’…

 

*17 Mart’ı 18’e bağlayan  geceydi. Hava sisli ve yağmurlu.İngiliz ve Fransız filoları son mayın tarama işlemini de yapıp, belki de yarın büyük zafere kavuşma hayalleriyle sükunet halindeydi. Yüzbaşı Hakkı Bey kumandanlığındaki Nusret Gemisi ise,  aldığı riskli ve gizli bir emirle boğazın karanlık sularında tüm ışıklarını söndürmüş, kararlı ve inançlı, daha önceden dökülmüş mayınların arasından dikkatle ilerleyerek, her 15 saniyede 1 mayın olmak üzere, depolarda son kalmış 26 adet Türk yapımı mayını denize sessizlik içinde bırakıyordu. 18 Mart 1915 sabahı  İngilizlerin iki, Fransızların bir zırhlı savaş gemisi, bu mayınlara çarparak denize gömülürler. Nusret’ten bu batışı izleyenler arasında ki kumandan Yüzbaşı Hakkı Bey, birlikte sevinç çığlıkları attığı Memed’e  sarılarak ; ‘’Rüyan çıktı Memed, ölmüş babanın ulvi ruhu bize yardım etti, ‘’depolarda ki 26 mayını denize döşe’’ diyerek bize yol göstermeseydi ve eğer sen de bana söylemeseydin…’’ Sözünü tamamlayamadı, sarıldı tekrar Memed’e, çocuklar gibi, bu kez sevinçten ağlaşıyorlardı.

İngiliz ve Fransızlar, tüm keşif ve arama yapmış olmalarına rağmen, 26 mayının nasıl olur da izine rastlayamamış olmalarının şaşkınlığı içindeydiler. Nusret 

Mayın Gemisi, bir savaşın kaderini değiştirecek 26 mayınlık imzasını Çanakkale Zaferi’ne büyük bir başarıyla atarken, Churchill, ’’Savaşı kaybetmemize neden olan, Nusret’in boğaza döşediği o 26 mayındır’’ diyerek gizlice Nusret’i kutluyordu.

 

*Ayşe’nin yiğit Memed’i…Köyün boylu poslu yağız delikanlısı. Harbe gidişin, nasıl bir dönüşü olacağı bilinmezken, o söz verdi Ayşe’sine; ‘Geri döneceğim Ayşem, geri döneceğim’… Cephede son mermisini düşmana boşalttıktan sonra ,yerde sürünerek en yakın sipere varmaya çalıştı. Etrafında ki ölmüş askerlerin arasından kendine yer açıyor, bir yandan da dört bir taraftan vızır vızır işleyen mermilerden korunmaya çalışıyordu. ‘Ha gayret Memed’ diyordu içinde ki Ayşesinin sesi. Kulağında bu ses, gözlerinin önünde Ayşe’nin hayali, kendini boşluğa bıraktı. Başarmıştı işte, siperdeydi artık. Hücuma geçmeden önce, birlikte sigara yaktığı yüzbaşının kollarındaydı şimdi.  Ayşe’nin omzuna dayar gibi dayadı başını. Ayşe’nin gözlerine bakar gibi baktı. Yüzbaşının avuçları oluk oluk kanla dolarken, Memedin içi boşalıyordu. Duyduğu bütün sesler güzel Ayşesinin sesiydi. Birşeyler söylemek ister gibiydi. Yüzbaşının kolunu sıkıca tutan eli gevşedi, gevşedi. Saatler öncesinde ki sohbetlerinde Ayşe’yi anlatmıştı Memed. Sol göğsünde taşıdığı sevdalısının işlediği mendili göstermişti, kokusunu içine çekerek. Yüzbaşı, kollarından yavaşça toprağa bıraktı Memed’i, açık kalan gözlerine örttü, cebinden çıkardığı oyalı mendili. Bu onun son örtüsüydü…

 

*Uzak da olsa,kulakları sağır eden top seslerinden bile korkmuyordu küçük Memed. Binlerce şehit verilen harbin çocuk askerlerinden biriydi.Tıknazdı ama yürekliydi, kahramanlar gibi savaşıyor, cepheye gönüllü bomba taşıyordu 13’lük Memed. Bazen de yemek ve su…Su taşıdığı anların birinde tanımıştı Seyit’i. Havada ki barut ve kan kokusunu dağıtan masallar anlatıyordu bazen ona. Babası gibi sevmişti onu Memed, babası gibi güçlüydü Seyit. Savaş tüm hızıyla sürerken, mayın mağlubiyetinden sonra  öfke dolu düşman zırhlısı Ocean’dan düşen top mermisi, en önemli tabyamızın cephanelğine isabet ederek,ani bir patlamayla havaya uçuruldu. Her tarafa toz toprak , insan parçaları savruluyordu. Üzerine yığılan topraktan arınan Seyit, yanıbaşında can çekişen çocuğa koştu önce. Kısa boyu, kopan bacaklarıyla daha da kısalmıştı. Henüz bıyıkları bile terlemeyen küçük Memed, dudaklarında yarım bir tebessüm, gözlerinde kardeşinin çok özlediği mavi gözlerinin özlemi, göğün maviliğinde asılı kaldı.

Seyit ve bir başka asker dışında herkes şehit olmuştu. Memed’in dudağının ucunda ki gülümsemeden güç alarak,  hepimizin bildiği 275 kg.lık kahramanlık destanını yazmak için Ocean’ı hedefler. Ancak üçüncü denemesinde düşman zırhlısını pervanesinden vurmayı başarır. 13’lük Memed gökyüzüne yükselirken,Ocean büyük bir patlamayla denizin dibine çakılır.

 

 

Bütün dünyanın kaderini değiştiren Çanakkale Zaferi’nin destanlaşmış öykülerini, hayali Memedlerle anlatarak bitiremeyiz. Her türk için kutsal sayılacak o topraklara adım attığınız anda, insanı içine çeken bir sessizliğe eşlik eden garip bir uğultu duyuyorsunuz. Bir zamanlar en kanlı savaşlardan birinin orada yaşanmış olduğuna, mevzilerden , derme çatma siperlerin dayanıklılığına kadar şaşkınlık duyuyor,o geniş coğrafyanın yoksul bir ordunun savunmasıyla, güçlü düşman karşısında ki büyük başarısına duyduğunuz hayranlığı ise her  adım da büyütüyorsunuz.

 

 Ağustos sıcağında dahi, ayaklarınızı yerden kesecek çılgın bir rüzgarı var şehitliğin. İnce bir uğultuyla ama derinden gelen dokunuşların, orada yatan aziz ruhların her birinin selamı olduğunu düşünüyor, garip bir üzüm hoşafı tadı bırakıyor boğazınız düğümlenirken...

 

Tüm Memedlere Minnetle

 

O Yüce Ruhlarınız Şadolsun……………

 

 

 

(Nasıl hacca gitmeden hacı olamıyorsa bir müslüman, her türk evladının da şehitliği görmeden türk olamayacağı düşüncesiyle, okul yönetimlerinin henüz ilkokul sıralarında mecburi geziler düzenleyerek, müzelerde ilk halleriyle korunmaya alınmış tüm savaş kalıntılarını, erken yaşlarda görme,tanıma imkanı vermelerini dileyerek…)

 


Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?
 

Belirtiyorum.com İnternet Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları