sanalbasin.com üyesidir
ust

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Songül KARAKOÇ

2 Kasım 2014 Pazar Saat: 20:02

Kömür Karası Ömür Yarası

Songül KARAKOÇ

Ahmetler, Mehmetler, Mahmutlar, Osmanlar, nice Yiğitler...Gittiler birler, onlar, yüzlerle...Matematik en çok burada durmalı, tüm bilinenler unutulmalı, sayısı değil ölenin, ölümün zorluğu anlatılmalı.

 

Dünyanın en ağır, en meşakkatli, en ölüme yakın ve en yoksul insanın var olduğu, benim de içimi parça parça eden, en fazla kazancı hak eden ama layık görülmeyen mesleği maden işçiliği. Bu nedenle, onların sağlığının ve iş güvenliklerinin sağlanması, hak ve çıkarlarını gözetmek birinci öncelik olmalıyken, Türkiye'nin ölümlü maden kazalarında Çin'i bile geride bırakarak dünyada ilk sırada yer alması gerçeği, vicdanı olan herkesin yüreğinde ki kömür tozunu üfleyerek kaldırması gerekir. Rahatlıkla engellenebilecek ve bir takım düzenlemelerle iyileştirilecek çalışma şartlarının ortaya konmamasından dolayı, en temel hak olan yaşam hakkının ellerinden alınması, devletin ve iş verenlerin yüzünün ve alnının karası, onların ise akıdır.

 

Sürekli olarak yaşanan bu faciaların ardında kalan hikayeler, daha çok yaralıyor insanı. Her gün evlerinde yürekleri ağzında akşamın olmasını bekleyen kadınlar, çocuklar,analar, babalar...Bir gün bu yazgının kendilerini de gelip bulacağından o kadar eminler ki; ''Ama ne yapalım, geçim derdi, ekmek parası, başka çare mi bıraktılar...'' Yerin metrelerce altından çıkacak helal ekmeği eve getirene kadar ve sonra tekrar karanlığa gömülene kadar gizliydi içlerinde ki sessiz çığlıkları. Şimdi geride bıraktıkları evlerin bacasından tütüyor, dul kalmış eşlerinin, yetim kalmış çocuklarının sesli çığlıkları.

 

Yüzünde ki her bir çizgiden ayrı bir çile düşen gözüyaşlı, kocaman yürekli o yaşlı teyzenin ağıtı, ; '' yüzme de bilmezdi benim oğlan, ne yapar şimdi...'' O su baskınında yüzme şampiyonlarının bile çaresiz kalacağını bilemiyor. ''Gitti senin oğlan, gitti...'' dedeee diyemiyor insan, diyemiyor...Onların acısı yanında insan duyduğu acıdan utanıyor.

Nice gözü yaşlı eşler kaldı geride, nice baba yolu gözleyecek boy boy evlatlar. ''Bize yaşayacak bir hayat bırakmadılar, kanımızı emdiler...'' diye feryat ediyor bir eş, yürek yangınıyla. Kucağında yıllarca doğmasını bekledikleri iki yaşında ki kızıyla yapayalnız kalmanın biçareliğiyle. '' Eller bayram yaptı biz yapamadık, çocuğuma bir çorap alıp giydiremedim...'' diyor, onca kürek sallamaya, onca özveriye, güneşe hasret, eve, anaya babaya eşe hasret kalmaya rağmen...Madencinin kendi elleriyle çıkardığı kömürler duruyor, 40 bin tl krediyle aldığı evinin merdiven girişinde. Kendisi ısınamayacak bir daha ama geride bıraktığı ve doyamadığı küçük kızıyla eşi her ısındığında hatırlayacaklar onu, sessiz çığlıklarını katarak kömür ateşine.

Bir işçiden, günde 90 bin tl kazanan işverenin, ayda işçisine verdiği paranın 2 bin tl'yi geçmemesi akıllara zarar bir matematik. Yol ve yemek parasının da kesildiğinden bahsediyor bir işçi. Eğer yemeklerini evden getirmemiş ve bulundukları yerde yemek yemiyor olsalardı, arkadaşlarının hayatta olacağından bahsediyor. Çünkü, su baskını tam yemek saatinde gerçekleşmiş. Sadece rant ve para hırsı, bu kadar mı sağırlaştırır, kör eder yürekleri?

İçimiz dışımız acı dolu, isyan dolu, her yer ölüm, her yer haksızlık dolu...Daha Soma'nın kara tozu üzerimizden gitmeden...Kader diyerek kabulleniş gösterilmemeli bu tür iş kazalarına, kanıksanmamalı. Gidenleri geri getiremez ama yeni facialar oluşmadan yetkililer gerekli önlem ve tedbiri bir an önce almalı. Onların girdiği kara elmas deliği, bir ülkenin sanayileşmesine, gelişmesine ancak katkı sağlar, yanlış uygulanan siyasi ve maden politikaları yüzünden yeni ömürler yok olup gitmemeli. Maden ocağı olan yerlerde erkekler, emekli olamadan ölmesin diye. Kadınlar, çocuklar yalnız kalmasın diye. Büyüyünce erkek çocukları babasıyla aynı kaderi paylaşmasınlar diye. En acısı ise, kocası madende ölen kadınların, kocalarının en yakın arkadaşlarıyla hatta kardeşleriyle evlendirilmesin diye. Ölen madencilerin kömür karası, geride kalanların ömür yarası haline gelmesin diye. '' Geride kalan mıdır gerçekten ölen '' sorusunun cevabı acı olmasın diye.

Gözlerinin akı ve sadece dişlerinin beyazıyla anımsayacağımız, yerin altında ve üstünde zorlu bir mücadele veren yitirdiğimiz tüm maden şehitlerine saygıyla....


Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?
 

Belirtiyorum.com İnternet Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları