ust

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Anket

Suriyeli göçmenlere sizce Türk Vatandaşlığı verilsin mi?
  • Hayır
  • Evet
  • Kararsızım
Songül KARAKOÇ

26 Ekim 2014 Pazar Saat: 15:08

Siyah Beyaz Fotoğraflar

Songül KARAKOÇ

''İzmit'te eski bir eylül fotoğrafıyım

siyah beyazım bir yanım yırtık''

 

Öyle ki; geçip gitse de hala taptaze, estikçe serin rüzgar, düştükçe yapraklar, ekim dese de takvimler hala eylüldeyim ben. Renkleri eskitip sarartışımdan, siyah beyaz fotoğrafları sandığından çıkarışımdan belli. Tek başına kocaman bir mevsim zaten eylül, hüznü ana kucağı gibi koynunda tutan. Ve kim kalır yüreğine değen hüzünden, bu mevsimde etkilenmeyen…

Daha çocuktum. Babamın o yıllarda çok az kişi de bulunan, şimdilerde ise antika olup rafa kalkan polaroid şip şak fotoğraf makinesinin karelerinde, siyah beyaz bir fotoğrafın içine yerleştirilip, hayatın renkli kısımlarından hiç hesap soramamış kurdeleli küçük bir kız çocuğuydum, gayet ciddi, tebessüm dahi etmeden babasının hep yanı başında poz veren. Hep eylüllerde çekilmiş gibiydi bu görüntüler.

Bir fotoğrafa şiir yazan Nazım Hikmet gibi, bana da yukarıda ki dizelerin şiirini yazdıran fotoğraflar elime geçtiğinde, önce küçük kızı anımsadım sonra geride bırakılan yılları. Buz etkisi yaparak kalbimizi titreten anılar vakitsiz midir, eylülün hediyesi midir yoksa?

Zaman geçtikçe, yaş aldıkça, eskimeye başladıkça birşeyler, en samimi dert ortaklarımız olur, geride kalmış akrabaları,dostları ziyarete götürür siyah beyaz fotoğraflar. Ben de eski anıları ziyarete gittim sonbaharın bugünlerinde. Renksiz olsalar da renkli anılar taşır,kaybettiklerimiz en çok onlar da saklıdır.

Şehri ortadan ikiye bölen trenlerin sesi çığlık gibi hala kulağımda ve bariyerlerin üzerimize kapanacak korkusu, korkusuzlarınsa bariyerleri aşıp geçme çabası hep hatırımda. Şimdi yürüyüş yolundan her geçişimde aklıma geliyor uyuyan rayların sessizliği. Boş ve sessiz,heyecansız kaldığını farkediyorum ,en çokta karlı halini özlediğimi. Artık eskisi gibi kar yağmadığını da biliyorum.

Hafta sonları,kavuran sıcak yaz günlerinin Halıdere'de, Ulaşlı'da,Yalova'da hatta Değirmendere’de denize girişimiz geliyor gözlerimin önüne,kumdan kaleleri baba-kız birlikte yaptığımız. Artık oralarda denize girilmeyeli çok olduğunu ve hiç girilemeyeceğini de biliyorum.

Akçakoca İlkokulu'nda okurken yaptığımız Sapanca gezisinde kılıç balıklarıyla dolu akvaryumu anımsıyorum ve o geziden şişeye koyduğum küçük bir balıkla dönüşümü ve o akşam o balığın ölümüne tanıklığımı, bir cana kıyma duygusunu ve suçluluğunu ilk o anda tadışımı. Artık kılıç balıklarını akvaryumda beslemiyorlar, ben de şişede bir balığın yaşayamayacağını artık biliyorum.

Kocaeli Fuarı’nın en doyumsuz yıllarında en keyif aldığımız şeydi dönme dolap, bir de şarkısı vardı. Şimdilerde gezinti yeri halini almış fuarda dönme dolap hala var. Benim aldığım keyfi hala duyumsayabilenler var mı bilmiyorum.

Üç tekerlekli bisikletimi ve yine baba-kız pazar günleri marangoz ustalığıyla inşa ettiğimiz tahtadan evimi film şeridi gibi durmadan başa sarıyor zihnim. Sonra İzmit’i siyah beyazla bırakıp, renkli yıllara ve ilk gençliğe geçiyorum Yarımca’da. Şimdiyse ne Yarımca ne de İzmit eski yerinde, sonbahar yeliyle uçup gittikleri o kadar aşikar ki…

Herşey bu kadar hızlı değişirken, hayatımıza giren teknolojiyi yok sayamıyoruz. O yıllarda imkan dahilinde ki siyah beyaz fotoğraflar şimdilerde ise bir tercih. Aldığım fotoğraf eğitimiyle tanıdığım düzenlemeler, gözlerimizde ki gerçek yaşamın daha etkileyici, daha farklı sorgulanış biçimini sunuyor bize. Ve ne yazık ki, anıların hiç geçmeyecek hüznüyle renkli dünyanın, büyüdükçe küçülen, genişledikçe daralan İzmit ve Yarımca'nın çocukluk ve gençliğimin geçtiği yerler olduğuna inandıramıyor bu fotoğraflar.Size de oluyor mu bilmem?

Şu sonbaharın yaptığına bakın, kurtuluşum yok benim bu halden anlaşıldı. Daha ilk yazımda nerden nerelere geldim, unutturdu bana burada olmama vesile olan Muzaffer beye teşekkür etmeyi…Gizli kalmış bir iç dökme diyelim biz buna, eylülün bitmeyecek etkisi diyelim ve buraya dostlar sofrası diyelim…Ve ne yaşarsak yaşayalım inadına gülmeye çalışıp, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın çabasını hatırlayalım; ’İnadına mahzun çıkarım hepsinde inadına kırgın / İnatla gülmeye çalışsam da inadına üzgün / İnadına objektifte falan değildir kabahat / gülmesini unutmuştur inadına dudaklarım.’’

Biliriz ki; sonbahardır anıların asıl yeri. Sarı bir yaprağın üzerinde yıllar boyu gezer bizimle. Ve geçer bu hal, emin olun geçer, kışı da atlattık mı önümüz bahardır bahçe…Unutmadan dünümüzü bugünlerin tadına vararak yaşamayı emreder bize …

İlk dizelerin arasına karışan sonbahar sayesinde şiir de altta ki gibi biter…..

‘’şimdi dökülmüşken ömrümde bahar

geri istiyor yapraklarını içimde ki ağaçlar ‘’


Yazı Yorumları ( 2 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
mehmet öncü 26.10.2014 23:02
Sayın yazar yazınızda en çok dikkatmi çeken nokta tren yolu hakkındaki ifadeleriniz oldu. Gerçekten İzmit e ayrı bir güzellik veriyordu. şimdi ise tramvay yolu yapmak istiyorlar ama yapacaklarını sanmıyorum.
Muzaffer OĞUZ 26.10.2014 15:15
Sayın Karakoç aramıza hoş geldiniz. Yazılarınızla sitemize çok büyük değer katacağınızı düşünüyoruz. Çok teşekkür ederiz.
 

Belirtiyorum.com İnternet Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları