ust

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

İsim Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Anket

Suriyeli göçmenlere sizce Türk Vatandaşlığı verilsin mi?
  • Hayır
  • Evet
  • Kararsızım
Tuğman KAYALI

24 Nisan 2014 Perşembe Saat: 13:35

1 Mayıs

Tuğman KAYALI

19 yaşında bir delikanlıydı. Yüksek okulda okuyordu, lisenin son yıllarında ülkede gelişen siyasi akımlara duyarsız kalamamıştı. Gelir eşitsizliğinin düzeltilmesi, emekçilerin haklarını alması, ülkesinin dünya ülkeleri arasında saygın bir yere gelmesini istiyordu. Babasının fikirleri ve okuduğu kitapların etkisiyle sol fikri benimsemişi.

30 Nisan 1977 günü delikanlı, annesine İstanbul’da 1 Mayıs gösterilerine gideceğini söyledi.

Annesi, babasının izin vermeyeceğini gitmemesi gerektiğini söyledi.

Delikanlının üye olduğu halkçı devrimci gençlik derneği (HDGD) emekçilerin desteklenmesi için 1 Mayıs ‘emek ve dayanışma Bayramı’na katılma kararı almıştı. Köy enstitüsünde okuyan TÖBDER üyesi bir öğretmen olan Babası ile beraber birçok demokratik eylem ve mitinge katılmıştı neden izin vermesin ki diye düşündü.

Babasına çok güvenirdi. Saatlerce konuşurlar fikir tartışmalarında bulunurlardı.

Babası akşam eve gelince 1 Mayıs emekçi bayramını konuştular. Delikanlı gitmek istediğini söyledi. Babası gazetelerde çıkan, 1 Mayıs provoke edilecek tartışmalarına inanmış, oğlunun başına bir şey gelmesinden duyduğu endişeyle gitmemesi gerektiğini söylüyordu.

Delikanlı ısrarcı olmuş, ilk kez babasına diklenerek, arkadaşlara söz verdiğini gitmezse korkak olarak düşünüleceğini ve o güne kadar savunduğu fikirlere ters düşeceğini söyleyerek kararlılığını ortaya koyuyordu.

Baba çok kızmış, karşılıklı sert söylemler olmuştu. Baba delikanlının üzerine yürümüş, delikanlı kendisini dışarı zor atmış.

Delikanlı bir süre dışarıda evlerinin karşısındaki duvarda oturmuş bir sigara yakmıştı. Bafra sigarası içiyordu (devrimciler genellikle birinci içiyordu o dönemde tanışma fırsat bulduğu dev-genç federasyon başkanı Bülent Uluer birinci sigarasının paketini ters çevirmiş dev-genç sigarası yazmıştı.)

Annesinin “baban yattı” diye seslenmesi üzerine eve girerek “anne beni mutlaka kaldırman gerekiyor” dedi. Anne babadan daha fazla endişeli ama oğlunun kararlılığı üzerine arada kalmanın verdiği üzüntü ile “tamam” dedi.

Birçok arkadaşı kendisi gideceği için birlikte gitme kararı vermişti. Sabah uyanamayıp arkadaşlarına mahcup olmanın endişesi ile gece uyuyamamıştı.

Sabah annesi geldiğinde uyanıktı. Annesi son bir hamle ile gitmemesini kendisini ve babasını üzmemesini söyledi. Delikanlı, “anne gitmem gerekiyor” dedi. Annesi oğluna “bunu baban sana vermemi istedi” diyerek bir miktar para verdi. Delikanlı, “anne param vardı, zaten otobüslerle gidip geleceğiz” dedi. Anne olsun lazım olur. Vedalaştılar.

Güzel bir Pazar günüydü. Otobüsten indiler. Bir taraftan Sloganlar atılıyordu ‘tek yol devrim’ ‘bağımsız Türkiye’ ‘iş emek özgürlük’ diğer taraftan davul zurna eşliğinde halaylar çekiliyordu. Yüz binler meydana giriyordu, insanlar neşeli keyifli bir arada bir şeyler yapmanın gururunu paylaşıyorlardı.

Meydan tıka basa dolmuş DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler kürsüden meydandaki coşkuya ayak uydurmuş ateşli bir konuşma yapıyordu.

Birden silah sesleri duyuldu. Meydan önce bir çalkalandı sonra panik havası içinde hareketlendi. Delikanlı kalabalıkla birlikte sürükleniyor adeta ayakları yerden kesilmişti.

Kazancı Yokuşu’nun başına sürüklendiklerinde daha ileri gidemediler. Ön tarafta insanlar düşmüşler. Yol tamamen tıkanmıştı. Delikanlı İntercontinal (şimdi The Marmara) Oteli’nin duvarına sıkışmış üzerinde ciddi bir insan yükü vardı.Aklından ailesi, arkadaşları, yaşamı film şeridi gibi geçti. Sonra bir grup otelin camlarını kırdı. Delikanlı kalabalık bir grupla otelin lobisine girdi.

Bir süre sonra sessizlik olunca otelden çıkarak hızla oradan uzaklaşmak istedi. Kazancı yokuşunun başına gelince dondu kaldı. Ancak sinemada görülebilecek bir sahne ile karşı karşıya idi. Sokağın tamamı yerde yatan insanlarla dolmuştu. Bazıları acıdan kıvranıyor, bazıları hareketsiz yatıyordu. Uzaklaşmak istediği sırada bir ses üzerine gidemedi ‘arkadaşlar nereye gidiyorsunuz arkadaşlarımız ölüyor onlara yardım etmemiz lazım’ .

Taşımaya başladığı arkadaşlardan bazıları hiç kıpırdamıyorlardı, bazıları yaralı idi. Kazancı yokuşunun altından giden yolda bir grup, geçen arabaları durduruyordu. Taşınan insanlar bu araçlarla hastaneye gönderiliyordu. Araçlardan biri yaralı almak istemedi “neden” diye sorduklarında “arabam kirlenir” dedi. Bu söz üzerine arabanın camları tuz buz oldu. “Defol git” diyerek araba uzaklaştırıldı.

Sirkeci araba vapurunda birkaç arkadaşıyla karşılaştı. Bazılarının ayakkabıları yoktu. Diğer arkadaşlardan haberleri olup olmadığını konuştular. Herkes bir tarafa savrulmuş, kimsenin birbirinden haberi yoktu.

Diğer arkadaşlarından haber alabilmek için CHP ilçe binasına gittiler. Bazı arkadaşları gelmişti. Hepsi endişeliydi R… U… adlı arkadaşlarından haber alamamışlardı. Bir arkadaş onun düştüğünü görmüş ancak sürüklenmekten kaybetmişti.

Evin yolunu tuttuğunda babasının nasıl davranacağını merak ediyordu. Yüzlerce kişinin öldüğünü düşünüyordu. Evlerinin bulunduğu sokağın başında bulunan kahvenin önünden geçerken babasını fark etti. Belli ki olayla ilgili haber gelmiş, endişe içinde birkaç arkadaşıyla birlikte bekliyorlardı. Göz göze geldiklerinde babasının yüzündeki rahatlama ifadesini fark etmemesi mümkün değildi.

Annesi sanki uzun yıllar görmediği oğluna hasret giderir gibi sarıldı. Delikanlı annesine kısaca anlattı. Babasının kızacağından korktuğu için misafir odasına saklandı. Kısa bir süre sonra babası geldi merak içindeydi neler olmuştu. Annesine buraya gelsin dediğini duymuştu. Annesi çağırdığında ‘babam kızgın mı’ diye sordu. Annesi “bilmiyorum seni çağırıyor” dedi.

Babası oğlunun sağ salim gelmesinden mutlu neler olduğunu öğrenmeye çalışıyor, sert görünümlü tavrından da taviz vermiyordu.

Ertesi gün 34 kişinin öldüğünün resmi olarak açıklanması üzüntüyle birlikte sayının az olmasından duyduğu buruk bir memnuniyet oluşmuştu. Çok daha fazla insan ölmüştür diye düşünmüştü.

Haber alamadıkları R… U… ı bir hastanede bulmuşlardı. Düştüğü yerde güçlükle duvara yaslanmayı başarmıştı. Üzerine gelen insan selinden ayaklarının üzerine onlarca insanın düşmesini engelleyememiş, iki ayağı da birkaç yerinden kırılmıştı.

12 Eylül darbesinden önce Taksim’deki son 1 Mayıs 1978 gösterilerine gitme kararı alındığında gençler ayakkabılarını nasıl kurtaracaklarını planlıyorlardı. 1 Mayıs 1977 de pek çok arkadaşın ayakkabısı meydanda kalmıştı. Bağcıklı ayakkabı giyecekler ve arkadan ayak bileklerine bağlayacaklardı. Hani ölmek yaralanmak bir kenara, kurtulurlarsa ayakkabıları ayaklarında olmalıydı.

Delikanlı eve gelip 1 yıl önceki gibi baba ben 1 Mayıs törenlerine gitmek istiyorum dediğinde babasından ne yanıt alacaktı. Babası sadece ‘kendine dikkat et oğlum’ dedi.

Hikâyedeki delikanlı bugün 56 yaşında bu satırları yazabildi. 1 Mayıs 1977 tarihinde benzer hikâyelerle geleceğe umutla bakan resmi rakamlara göre 34 kişi hayatını kaybetti.

Delikanlı 1970 li yıllarda gelir eşitsizliğinin düzeltilmesi, emekçilerin haklarını alması, ülkesinin dünya ülkeleri arasında saygın bir yere gelmesini istiyordu. Maalesef bu istekleri hala geçerli.

1 Mayıs 2010 yılında taksim de kutlanan bir mayıs, bayram havasında coşkulu bir şölene dönüştü. Bu coşkuyu içine sindiremeyenler Taksim alanını kutlamaya kapatarak yeni çatışmalar çıkarmak suretiyle mağduriyet yaratmaya çalışıyorlar.

Bu mücadelede yaşamını kaybeden herkesi rahmet ve saygıyla anıyorum.

Sevgi ve saygılarımla


Yazı Yorumları ( 2 Adet)

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Hamza SUCU 25.04.2014 10:24
Ne söylesek az olur.. Oradaydım.. Çocuktum, çocuk gözlerimle gördüm..
ZEYNEP ARSOY 24.04.2014 18:08
MASAL GİBİ BİR 1 MAYIS YAŞAMIŞSINIZ..TEKRAR AYNI ACILARIN YAŞANMAMASI DİLEĞİYLE..
 

Belirtiyorum.com İnternet Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları