|

Erzincan Başsavcısı ile ilgili soruşturma sırasında,herkes konu ile ilgili çok farklı yorumlarda bulundu,kimi hukukçular HSYK’yı haklı buldu, kimi hukukçular ise,soruşturmayı yürüten özel yetkili savcıları haklı buldu,peki haklı olan kim? Bize göre hukukçular elbette farklı düşünebilir, çünkü nihayetinde yasalarımızın bir çok hükmü yoruma açıktır,ancak önemli olan hukukçunun inandığı şekilde hukuka uygun olarak yorum getirmesidir,hukuka aykırı olduğunu bile bile ,sırf ideolojik davranarak, haklıyı haksızı karıştırmak elbette bir hukukçuya yakışmaz. Bu soruşturma ile ilgili olarak ;CMK’nın 251. maddesi, özel suç-görev suçu ayırımı yapmadan, “katalog suçlar” denilen belirli suçlarda “soruşturma”yı ‘özel yetkili savcıların’, yani olayımızda Erzurum savcılarının yapacağını belirtiyor! Bunun hiç bir istisnası yok! CMK 250. maddeye göre, yargılanması Anayasa Mahkemesi veya Yargıtay tarafından yapılan kişiler, mesela birinci sınıf hâkimler ile ilgili istisna var ama, soruşturma konusunda değil, “yargılama” konusunda,bu iki kavramın aynı şey olduğunu kim söyleyebilir?! 250. madde açıkça “yargılanır” diyor, “soruşturma”dan bahsetmiyor.
Özetle, kişisel olsun, görevle ilgili olsun, ‘katalog suçlar’da “soruşturma”yı Erzurum savcıları yapar! Ama kamu davası açılırsa, Erzincan Savcısı “birinci sınıf hâkim” statüsünde olduğu için, “yargılama”yı Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi değil, Yargıtay yapar! Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 5 Haziran 2009 gün ve 2009/5 sayılı kararı, bu suçlarda “soruşturma”yı özel yetkili savcının yapmasını onaylamıştır! Yargıtay, ancak yargılama aşamasında yetkili olacaktır. Bu Yargıtay kararı bile tek başına, Erzurum savcılarının “yetki aşımı” yapmadığını, yasaya ve Yargıtay kararına uygun davrandığını gösterir. Üzerinde asıl durulması gereken, HSYK gibi tarafsız olmak zorunda bulunan bir kamu kurumunun Erzurum savcılarının yetkisini kaldırması, hadi kaldırdı diyelim, haklarında suç duyurusunda bulunmasıdır! İsmail Ağa cemaati hakkındaki soruşturmada elbette sonuna kadar gidilmeli... Bunun doğal yolu yargı içindeki karar, itiraz, temyiz mekanizmasıdır.
Erzincan’da iddia edildiği gibi, Garnizon Komutanı ve Savcı arasında ‘Ergenekon’ türü bir ilişki mi vardı? Bunu aydınlatmanın da doğal yolu, yargı içindeki karar, itiraz, temyiz mekanizmasıdır. Kimse peşinen suçlu değildir, hiçbir “kuvvetli suç şüphesi”nin de üstü örtülemez. Son krizde, HSYK’yı destekleyenler Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 84 ve izleyen maddelerinden bahsediyorlar; buna göre: Hâkim ve savcıların kişisel suçları, mesela trafik kazası, doğrudan savcılarca soruşturulur; bunda sorun yok. Görevle ilgili suçları ise ancak Adalet Bakanlığı’nın izniyle soruşturulur. Erzincan olayında böyle bir izin bulunmadığına göre, demek ki, Erzurum savcıları “yetki gaspı” yaptı! Halbuki bu iki suç türünden başka bir de “katalog suçlar” denilen suçlar vardır, mesela örgütlü suçlar böyledir. Bu tür suçlar birinci sınıf hâkim ve savcılarca işlenirse, CMK 251’e göre özel yetkili savcılar (Erzurum savcıları) soruşturma yapar! Bakanlık izni de Yargıtay izni de aranmaz!
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2009/5 sayılı kararında, bu suçların nasıl soruşturulacağı konusunda aynen, kelimesi kelimesine şöyle deniliyor:
“Bu suçlar, görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır!” (Sf. 66) Erzurum savcılarının yaptığı, CMK’nın 251. maddesini ve Yargıtay’ın bu kararını uygulamaktı! Doğru veya yanlış uygulamış olabilirler ama “yetkili” oldukları açıktır! Yargıtay sadece yargılama (muhakeme) aşamasında yetkilidir; soruşturma aşamasında hiçbir yetkisi yoktur. (CMK, 250/3) HSYK, savcıların yetkisini kaldırmakla yetinse mesele yoktu ama yetkili savcıları “yetki gaspı”yla suçlaması, tarafsız değil, taraflı bir tavırdır!
(Bu konuda, Milliyet Gazetesinden, Sayın Taha AKYOL,bizimde yukarıda kısmen faydalandığımız,alıntı yaptığımız 3 tane bilimsel makale yazmıştır,okuyucularımızın da faydalanmasını tavsiye ederiz.)
|