Yazı Detayı
11 Kasım 2019 - Pazartesi 11:52 Bu yazı 11 kez okundu
 
Atatürk’e silahsız suikast girişimi
Emin ÇÖLAŞAN
alikurtmat@hotmail.com
 
 

Sevgili okurlarım, bugün 10 Kasım… Büyük Atatürk'ün ölüm yıl dönümü…
Şimdi sizi yine biraz geçmişe götürmek istiyorum ki, Mustafa Kemal
Paşa'nın en kritik günlerde bile nelerle boğuşup nasıl iğrenç saldırılarla
uğraşmak zorunda bırakıldığını görün.
Günlerden 2 Aralık 1922. Türkiye'nin o günkü tablosu şöyle:
İzmir 9 Eylül 1922 günü kurtarılmış, savaşı kazanmışız. Hemen ardından
Bursa kurtarılmış.
Meclis 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırmış, Vahdettin yurt dışına kaçmış.
Lozan Konferansı devam ediyor. Yedi düvelle boğuşup ulusal
bağımsızlığımızı elde etme çabasındayız.
Bu kritik tablo içerisinde bile Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'yı yıpratıp
saf dışı bırakmak isteyenler var. Üstelik bazıları Meclis'te milletvekili ve İkinci
Grup adıyla örgütlenmişler. Akıl almaz, ihanete varan bir muhalefet
sergiliyorlar.
Saltanatın kaldırılmış olmasının intikamını alma peşindeler.
O gün Meclis'te gerçekleşen bir olayı şimdi sizlere Hasan Rıza Soyak'ın
“Atatürk'ten Hatıralar” isimli kitabından ve Meclis tutanaklarından bir kez
daha aktarıyorum. (Yapı Kredi Bankası Yayınları.) Soyak milli mücadelenin ilk
gününden ölümüne kadar Atatürk'ün yanında görev yaptı.

★★★
“Erzurum mebusu Süleyman Necati, Mersin mebusu (Çolak) Selâhattin
ve Samsun mebusu Emin beyler, Meclis Başkanlığına seçim kanununun
değiştirilmesi teklifinde bulunmuşlardı.
Bu teklifin 14. maddesinde “Bir kimsenin milletvekili seçilebilmesi için
Türkiye'nin o günkü sınırları içindeki ahalisinden olması, yahut bir yerde
beş sene müddetle aralıksız yaşamış bulunması” şart koşuluyordu.
Açıktı ki madde, doğrudan doğruya, doğduğu yer olan Selanik millî
hudutlar dışında kalan ve memleketi korumak ve kurtarmak için
cepheden cepheye koşarken bir yerde beş sene devamlı surette
oturmaya imkân bulamamış olan Mustafa Kemal Paşa'yı hedef alıyordu.
Teklif, 2 Aralık 1922 günkü oturumda Meclis'e getirilmişti.
Durumdan daha evvel haberdar olan Atatürk söz almış, büyük bir
üzüntü içerisinde şunları söylemişti: (Tutanaklardan):
★★★
“Efendiler, bu kanun teklifi doğruca benim şahsımı ilgilendirdiğinden,
müsaade ederseniz birkaç kelime ile fikrimi arz etmek istiyorum.
Maalesef doğum yerim (Selanik) bugünkü sınırlar dışında kalmıştır.
Bir seçim bölgesi içerisinde beş sene oturmuş da değilim.
Doğum yerim millî sınırlarımız dışında kalmış ise bunda benim katiyen
bir kasıt ve kabahatim yoktur. (Not: Selanik 1912 Balkan harbinde
elimizden çıkmıştı. E.Ç.)

Bunun sebebi, bütün memleketimizi ve bütün milletimizi parçalayıp yok
etmek isteyen düşmanlarımızın hareketlerinde kısmen başarılı
olmalarının önüne geçilememiş olmasıdır.
Eğer düşmanlar maksatlarında tam başarı elde etselerdi, Allah korusun,
bu teklife imza koyan efendilerin dahi memleketleri sınırlarımız dışında
kalabilirdi.
Bundan başka, bu maddenin talep ettiği diğer şarta uymuyorsam, yani
beş sene sürekli olarak bir seçim bölgesinde oturamamış isem, o da, bu
Vatana yaptığım hizmetler yüzündendir.
Eğer, bu maddenin istediği şartı kazanmağa çalışsaydım, İstanbul'u
kazandırmakla sonuçlanan Arıburnu ve Anafartalar'daki savunmalarımı 
yapmamam lâzım gelirdi.
Eğer ben bir yerde beş sene oturmaya mahkûm olsaydım Bitlis ve Muş'u
aldıktan sonra Diyarbakır istikametinde yayılan düşmanın karşısına
çıkmamam, Bitlis ve Muş'u kurtarmaktan ibaret olan vatanî vazifemi de
yapmamam lâzım gelirdi.
Bu efendilerin istedikleri şartları kazanmak isteseydim Suriye'yi
boşaltan orduların enkazından Halep'te bir ordu teşkil ederek düşmana
karşı müdafaa etmemem ve bugün millî hudut dediğimiz hududu fiilen
tespit etmemem lâzım gelirdi.
Zannediyorum ki ondan sonraki mesaim herkes tarafından
bilinmektedir.
Hiçbir yerde beş sene oturamayacak kadar mesai sarf etmiş
bulunuyorum. (Büyüklük gösteriyor, Milli Mücadelede yaptıklarına,
kazandığı zaferlere, İzmir'i ve vatanı kurtardığına hiç değinmiyor. E.Ç.)

Ben zannediyordum ki bu hizmetlerimden dolayı milletimin muhabbet
ve teveccühüne (sevgisine) mazhar oldum, belki bütün İslâm âleminin
muhabbet ve teveccühüne mazhar bulunuyorum.
Binaenaleyh, bu teveccühler karşısında vatandaşlık haklarımın
düşürülmesi yolunda bir teşebbüs ile karşılaşacağımı asla hatıra
getirmezdim.
Tahmin ediyorum ve ediyordum ki, yabancı düşmanlar bana suikast
yapmak suretiyle memleketimdeki hizmetimden ayırmaya
çalışacaklardır.
Fakat, hiçbir zaman hatır ve hayale getirmezdim ki, velev iki üç kişi de
olsa, Yüksek Meclisinizde aynı zihniyeti taşıyanlar bulunsun.
Binaenaleyh anlamak istiyorum, bu efendiler seçim bölgelerinin ciddi
olarak duygu ve düşüncelerinin tercümanı mıdırlar?
Yine bu efendilere karşı söylüyorum, mebus (milletvekili) olmak
itibariyle, tabii, bütün memlekette geçerli bir sıfatları vardır. Millet
acaba kendileri ile aynı görüşte midir?
Efendiler, beni vatandaşlık haklarından mahrum bırakmak yetkisi bu
efendilere nereden verilmiştir?.. Bu kürsüden resmen yüksek heyetinize,
bu efendilerin seçim bölgeleri halkına ve bütün millete soruyorum ve
cevap istiyorum.”
Bu çirkin teklifi verenlerden “Estağfurullah Paşa Hazretleri, sizi
kastetmedik” sesleri yükseliyordu! Acaba kimi kastetmişlerdi!
22 Aralık 1922 tarihli Meclis tutanakları işte böyle.
Şimdi yine Soyak'la devam edelim:

★★★
“Heyecanı son haddini bulmuştu, o halde kürsüden indi. Belliydi ki,
velev birkaç cümle ile olsun şahsından ve hizmetlerinden bahsetmek
zorunda kalmış olması, ona, o büyüklüğü nispetinde mütevazı adama
çok ağır gelmiş ve ayrı bir ıstırap vermişti.
Meclis'te de bu teklife ve sahiplerine karşı bir an içinde şiddetli bir
üzüntü, hiddet ve itiraz tufanı kopmuş, bunun sert dalgaları hemen o
gün bütün memleketi kaplamıştı.
Başta teklif sahiplerinin seçim çevreleri olmak üzere yurdun her
tarafından bu sinsi ve haince teşebbüsü lanetleyen kınayıcı telgraflar
yağmaya başlamıştı. Öyle ki, gelen telgrafları tasnife dahi güç vakit
bulabiliyorduk. Bu olağanüstü heyecan hâli günlerce, hatta haftalarca
devam etmiş, çekilen telgrafların bir kısmı o günkü gazetelerde
yayınlanmıştı.
Atatürk şahsına karşı yapılan kötülüklerden dolayı kimseye kin
beslemez, daima af ile muamele ederdi. Hattâ, mümkün olursa iyilikle
karşılık vermek isterdi. Nitekim bu teklifi verenlerden Erzurumlu Necati
Bey'e, birkaç sene sonra öğretmen olarak bulunduğu Eskişehir lisesinde
rastlayınca kendisine iltifatta bulunduğuna şahit oldum.
Başka bir devrede Emin Bey'in yeniden milletvekili seçilmesine de ses
çıkarmamıştı…”
Mustafa Kemal Atatürk'ü burada bir kez daha saygı, rahmet ve özlemle
anıyorum. Neler yaşamış, silahlı ve silahsız suikastlarla nasıl harcanıp
tuzaklara düşürülmek istenmiş.
Allah ona rahmet eylesin.

YAZININ TAMAMINI sozcu.com.tr den okumak için TIKLAYINIZ...

 
Etiketler: Atatürk’e, silahsız, suikast, girişimi,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
27
0
2
3
8
13
2
İstanbul Başakşehir
25
0
2
4
7
13
3
Beşiktaş
24
0
3
3
7
13
4
Trabzonspor
23
0
2
5
6
13
5
Alanyaspor
22
0
3
4
6
13
6
Fenerbahçe
22
0
3
4
6
13
7
Yeni Malatyaspor
20
0
3
5
5
13
8
Galatasaray
20
0
3
5
5
13
9
Çaykur Rizespor
17
0
6
2
5
13
10
Göztepe
17
0
4
5
4
13
11
Denizlispor
17
0
6
2
5
13
12
Gaziantep FK
16
0
5
4
4
13
13
Gençlerbirliği
14
0
5
5
3
13
14
Konyaspor
13
0
6
4
3
13
15
Kasımpaşa
12
0
7
3
3
13
16
Antalyaspor
12
0
7
3
3
13
17
MKE Ankaragücü
9
0
8
3
2
13
18
Kayserispor
7
0
8
4
1
13
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı