Yazı Detayı
01 Ekim 2019 - Salı 10:36 Bu yazı 41 kez okundu
 
Murat öğretmen
Yılmaz ÖZDİL
yozdil@sozcu.com.tr
 
 

Murat Şevki Eryılmaz.
22 yıllık öğretmendi.
Tarih öğretmeni.
Gebze'de Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde görev yapıyordu.
Kalp hastasıydı.
Ciddi sıkıntısı vardı.
Ameliyat için gün almıştı.
Bugün stent takılacaktı.
Hepimizin yüreğini ağzına getiren ve hepimizin sokağa döken 5.8'lik deprem
sırasında dersteydi.
Her öğretmenimiz gibi, kendi korkularını bastırdı, öğrencilerini yatıştırdı,
sakin ve düzenli olarak bahçeye çıkmalarını sağladı.
Neyse ki lise öğretmeniydi.
Öğrenciler 14 yaşından büyüktü, velilerin gelip almasına gerek yoktu, dağılıp
evlerine gitmeleri kolay oldu.

Aklı kendi çocuklarındaydı.
8 ve 12 yaşında iki kızı vardı.
Onlar da okullarındaydı.
Aklı kendi çocuklarındaydı ama, öncelikle öğrencilerinin sorumluluğunu
taşıyordu, kendisine emanet edilen çocukları sağ salim evlerine
göndermeden, kendi çocuklarına gitmesi imkansızdı.
Eşi de kendisi gibi öğretmendi.
Anasınıfı öğretmeni.
Eşinin öğrencileri henüz bebişkoydu, kendi kendilerine evlerine gidebilmeleri
mümkün değildi, dolayısıyla eşinin de okulundan ayrılabilmesi mümkün
değildi.
Bu duygularla öğrencilerine refakat etti, Gebze Anadolu İmam Hatip Lisesi
tamamen boşaldı, okulda öğrenci kalmadı, Murat öğretmen koşa koşa
çocuklarının okuluna gitti.
Elbette çocuklarının başında da öğretmenleri vardı, bu konuda müsterihti
ama, baba yüreği, bir an önce evlatlarını bağrına basmak istiyordu.
Koşa koşa gitti.
Kızlarını kucakladı.
Hepimiz gibi, her çocuk gibi çok korkmuşlardı, sakinleştirdi, ellerinden tuttu,
yürüye yürüye evlerinin yolunu tutarlarken, eşine telefon etti, kızları sağ salim
aldığını, eve götürdüğünü anlattı, içinin rahat olmasını söyledi.

Küçük kızını büyük kızına emanet etti, korkmamalarını tembihledi, geldiği
yoldan aynı telaşla okuluna geri dönmeye başladı.
Öğrenciler evlerine gitmişlerdi ama, öğretmenlerin mesaisi henüz sona
ermemişti, tıpkı öğrencileri gibi okulları da onlara emanetti.
Ve maalesef… Koşaradım yürürken, o yakından tanıdığı ağrıyı hti
göğsünde, durdu, elini kalbinin üzerine götürdü, yığıldı.

Depremde çok şükür kimse ölmedi ama, Murat öğretmeni kaybettik.

Bu haberi okuduğumdan beri, öğretmenlerim geçiyor tek tek gözümün
önünden…
1977 yılıydı, İzmir'de Dokuz Eylül Ortaokulu'ndaydım, hayatımda ilk kez ciddi
deprem yaşamıştım ve dersteydik, bizleri tek sıra halinde bahçeye
çıkarırlarken, koridorların öğretmenlerimizle dolu olduğunu hatırlıyorum.
Sonradan onlarca deprem yaşadım, binlerce deprem haberi yaptım, hiçbir
deprem hatıram o deprem anı kadar taze değil.

İnsanız, korkuyoruz, deprem olduğunda elbette can havliyle dışarı kaçıyoruz,
malı mülkü eşyayı boşverip, önce kendimizi kurtarıyoruz, sonra çocuklarımıza
koşuyoruz… Öğretmenler hariç.

Onlarca deprem yaşadım, binlerce deprem haberi yaptım, öğrencilerini
bırakıp kaçan, öğrencilerini tek tek ailelerine teslim etmeden kendi
çocuklarına giden öğretmen görmedim.

Aslına bakarsanız, öğretmenlik fakültelerinde böyle bir eğitim verilmiyor.
“Deprem olursa, kendi çocuklarından önce öğrencilerini düşüneceksin” diye
bir eğitim de olamaz zaten…
Bu duygu olsa olsa, öğretmenlik mesleğinin ruhunda var, öğretmenlik
mesleğini tercih edenlerin doğasında var.

Devlet okullarının binaları dökülüyor, ders anlatırken kafasına sıva düşen
öğretmen var, sınıfına badana yapan, camları silen öğretmen var, koridorları
paspas yapan, çocuklar hastalık kapmasın diye tuvalet temizleyen öğretmen
var.

Esra, Hasan, Öznur, Çiler, Tuğba, Ayhan, Hanifi, Güldane, Nesrin, Ebru,
Halime, Mustafa, Emel, Oktay, Sema, Hacer, Nigar, İrfan, Ümit, Alime, Onur,
Alpaslan, Melike, Nilüfer, Ercan, Özlem, Neşe, Harun, Nusret, Rabia, Gökhan,
Arzu, Melahat, Senem, Muhammet, Sibel, Oya, Saadet, Özgür, Nurcan, Aylin,
Leyla, Gözde, Zehra, Orhan, Turna, Yunus… Dile kolay, 76 gencecik
öğretmen… Van depreminde, hırsızlar tarafından soyup soğana çevrilen
devletimizin köhne binalarında, çürük okullarında, malzemesinden çalınmış
lojmanlarında enkaz altında kalarak şehit oldular.

Ve şimdi, öğrencilerini evlatlarının önüne koyan, sorumluluk şuurunu hasta
yüreğinin önüne koyan, Murat öğretmen.

Bu depremin, muhtemel büyük depreme hazırlık yapılması için ders
olmayacağından eminim ama…
Umarım, senede bir gün tırışkadan törenlerle öğretmenler gününü kutlayan
Türkiye'yi kendine getirmek için, öğretmenlerin kıymetini bilmek için, maddimanevi haklarını teslim etmek için vesile olur.

YAZININ TAMAMINI SÖZCÜ GAZETESİ'NDEN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

 
Etiketler: Murat, öğretmen,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
17
0
1
2
5
8
2
Trabzonspor
15
0
1
3
4
8
3
Fenerbahçe
14
0
2
2
4
8
4
İstanbul Başakşehir
14
0
2
2
4
8
5
Galatasaray
13
0
1
4
3
8
6
Sivasspor
12
0
2
3
3
8
7
Konyaspor
12
0
1
3
3
7
8
Gaziantep FK
11
0
3
2
3
8
9
Antalyaspor
11
0
3
2
3
8
10
Yeni Malatyaspor
10
0
3
1
3
7
11
Göztepe
9
0
3
3
2
8
12
Beşiktaş
9
0
3
3
2
8
13
MKE Ankaragücü
9
0
3
3
2
8
14
Denizlispor
8
0
4
2
2
8
15
Kasımpaşa
8
0
4
2
2
8
16
Çaykur Rizespor
8
0
4
2
2
8
17
Gençlerbirliği
6
0
4
3
1
8
18
Kayserispor
4
0
4
4
0
8
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı