Haber Detayı
29 Aralık 2009 - Salı 00:00 Bu haber 680 kez okundu
 
BAKAN ERGÜN’DEN YILIN BAŞARILI İŞADAMLARINA ÖDÜL
Güncel Haberi


Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Milli Prodüktivite Merkezi tarafından düzenlenen ‘Yılın Verimli İşçi-İşveren, İşkadını ve İşadamı Ödül Töreni’ne katıldı.

Milli Prodüktivite Merkezinde düzenlenen ‘Yılın Verimli İşçi-İşveren, İşkadını ve İşadamı Ödül’ Töreninde konuşan Bakan Ergün siyasi ve ekonomik gelişmelere değindi.

-TÜRKİYE, 2010’DAN İTİBAREN BÜYÜYECEK

Bakan Ergün, Türkiyenin uzunca bir zaman, 27 çeyrek üst üste ortalama yüzde 6 büyüme hızıyla bir performans ortaya koyduğunu, buna karşın son 4 çeyrekte bir küçülmeyle karşı karşıya kaldığını belirterek. “2009 yılının son çeyreğinden itibaren ve 2010 yılında hızlanacak bir şekilde yeni bir büyüme performansı gösterme noktasındayız. Türkiye öngörülenden daha hızlı büyüyebilir” dedi.

Bu öngörünün sadece kendilerine ait olmadığına dikkat çeken Bakan Ergün “Bu sadece bizim tespitlerimiz değil dünyanın tespitleri, dünyanın birçok kuruluşunun tespitleri. OECD raporlarında hem 2010, 2011, 2012 büyüme rakamlarına ilişkin bizim orta vadeli programdan daha yüksek rakamlar ifade ediliyor, çünkü Türkiye’nin bu potansiyeli var, bunu gerçekleştirebilir bir ülke. 2011-2017 arasında bir perspektif ortaya koyuyor ve diyor ki 6,7’lik bir büyüme hızıyla Türkiye, OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülkelerden birisi olacaktır, belki başında olacaktır. Ama Türkiye’nin bundan daha fazlasına ihtiyaç var. Çünkü, Türkiye’de bazı yapısal özellikler de var, bu nedenle bundan daha fazlasına ihtiyaç var” dedi. Bu büyümenin istihdama etkisinin olmadığı konusunda eleştiri yapmanın da eksik bir eleştiri olacağını belirten Ergün şunları söyledi;

“Geçen dönem 27 çeyrek büyümesinin bir istihdam getirmediğine dair eleştiriler oldu, çünkü işsizlik rakamımız yaklaşık olarak yüzde 8 ile 10 arasında seyretti, ortalama yüzde 10 civarında bir stok işsizliği eritmediği görüldü yüzde 6’lık ortalama büyümenin. Bunu istihdam meydana getirmedi büyüme diye yorumlamak son derece eksik olur. Çünkü, nüfus artış hızını, istihdama katılımı, teknolojik gelişme ve otomasyondan ortaya çıkan istihdam azalmasını, kadının iş gücüne katılımı taleplerinden meydana gelen artışı, köyden kente göçün meydana getirmiş olduğu artışı, verimlilik sebebiyle ortaya çıkan tabloyu, Türkiye’nin kendi yapısal özellikleri olarak sağlam ve bunlardan dolayı aslında bu büyümenin önemli bir istihdam meydana getirdiğini, fakat bizim stoğumuzu eritmeye yetmediğini görüyoruz. Bundan daha fazlasını yapmaya ihtiyacımız var. Eğer Cumhuriyetin 100. yılını, 2023 yılını kendimize bir hedef olarak koyarsak, 2023 yılının Türkiye’sini ekonomik ve siyasal anlamda, sosyal anlamda kendi iç düzenini sağlamlaştırmış, evinin içini toparlamış bir Türkiye, ekonomisi dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi içine girmiş bir Türkiye, gayri safi milli hasılasını fert başına 20 bin doların üzerine çıkarmış bir Türkiye, ihracatını 500 milyar doların üzerine çıkarmış bir Türkiye’yi eğer hedefliyorsak biz 2023 yılında, o zaman performansımızı buna göre ayarlamalıyız” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN GERÇEK MANZARASI MOLOTOF KOKTEYLİ, İKİ TANE SOKAKTA MEYDANA GELEN ÇATIŞMA DEĞİL”

Ödül Törenindeki konuşmasında gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat ERGÜN şunları kaydetti;

“Televizyonlarımıza bakın, gündemimizi neyin işgal ettiğine bakın, zannedersiniz ki Türkiye’de hep bunlar oluyor, Türkiye’de hiç iyi bir şey olmuyor. Türkiye’de çok iyi şeyler oluyor, iş adamlarımız, bizim bakanlarımız, işçilerimiz, sanayicilerimiz, gerçekten çok iyi şeyler yapıyorlar. Türkiye’de ciddi bir teknolojik atılım var. Türkiye’nin iş adamları dünyanın her yerinde pazarlarını genişleten faaliyetler içerisinde, yatırımlar yapan faaliyetler içerisinde. Biraz da Türkiye’nin kendi başarılarını toplumun önüne koyması gerekirken, toplumun önüne koyduğumuz şey molotof kokteyli, iki tane sokakta meydana gelen çatışma, dön dön döndür çevir; Türkiye bunlar değil arkadaşlar. Evet, Türkiye’de bu manzaralar da var, ama Türkiye’nin gerçek manzarası bu değil. Türkiye’nin zamanını, toplumun zamanını bununla geçiremeyiz. Bizim zaman açısından yapmamız gereken çok şey var.”

Verimliliğin önemine işaret eden Bakan Ergün,  Türkiye’nin doğalgaz, petrol satarak zengin olabilecek bir ülke olmadığını, Türkiyenin elindeki kıt kaynaklarla çok iş yapması gerektiğini belirterek verimliliğinin ancak bu şekilde sağlanabileceğini söyledi.

“MÜSRİFLİK KAMUDA DA VAR, ÖZEL SEKTÖRDE DE VAR…YOK DİYEN VARSA BEN ÇIKIP NELER OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM”


Bakan Ergün, Türkiye’nin kaynaklarını israf etme lüksüne sahip olmadığının altını çizerek, kamuda ve özel sektördeki müsriflikten yakındı. Bakan Ergün, şöyle konuştu: “Ekonomi fakültesinde iktisada giriş dersi var ilk başlarken, nasıl tarif ediyorlar iktisadı? İhtiyaçlar sonsuz, kaynaklar sınırlıdır. O zaman bu sonsuz ihtiyaçları bu sınırlı kaynaklarla nasıl karşılayacağız; iktisat bu. Verimlilik aslında, iktisat dediğimiz şey kaynakların verimli kullanılması. Çünkü talepler hiç bitmez, insanın ihtiyaçları sürekli değişir, sürekli gelişir, ama kaynaklar, imkanlar bu ihtiyaçların hepsini karşılamaya imkan vermeyebilir. O zaman bunların etkin ve verimli kullanılması icap eder. Biz kaynakları bol bir ülke değiliz. İktisadi kaynaklarımız, biz doğalgaz, petrol satarak zengin olacak, olabilecek bir ülke değiliz. Biz kıt kaynaklarla çok iş yapmak zorunda olan bir ülkeyiz. Biz daha kısa zamanda çok iş yapmak zorunda olan bir ülkeyiz. Zamanımızı ve kaynaklarımızı gerçekten israf etme lüksüne hiç sahip değiliz. Kamuda da var, özel sektörde de var müsriflik. Bugün bakanlıklarımızda, valiliklerimizde, belediyelerimizde, özel sektörümüzde, ticaret odalarımızda, Odalar Birliğimizde, ziraat odalarımızda, sendikalarımızda müsriflik yok diyen şuraya çıksın, yok, bizde müsriflik yok diyen. Çıkamaz, kimse çıkamaz, ben çıkamam, benim Bakanlığıma ilişkin çıkamam. Türk-İş’te yok mu? Ziraat Odalarında yok mu, Odalar Birliğinde yok mu, bütün kaynaklar etkin ve verimli mi kullanılıyor? Organize sanayi bölgelerinde yok mu? Yok diyorsanız ben çıkıp neler olduğunu söyleyeyim, kendiminkileri de söylerim. Var. Biz müsrifiz gerçekten, hem kaynaklarımız kıt, hem müsriflik had safhada. Onun için hepimiz birden başımızı elimizin arasına alıp bu müsriflik meselesini, kaynakları etkin, verimli kullanma meselesini iyi değerlendirmemiz lazım. Çünkü, kaynaklarımız kıt ve yapacak çok işimiz var.”

“İLGİSİZLİKTEN YİTİRDİĞİMİZ NESİLLER OLDU”


En nihayetinde biz insanı verimli kullanmamız lazım. Bizim en değerli varlığımız bugün insanımızdır, onun zekasıdır, onun çalışkanlığıdır. Biz onun heyecanını arttıracak işler yapmamız lazım. Her insanımızın birikiminden, her insanımızın fikrinden, bakış açısından, heyecanından yararlanmalıyız. Bu ancak çoğulcu ve katılımcı bir demokrasiyle sağlanabilir. İnsan hakları ve özgürlükler konusunda ileri bir noktaya gelmekle sağlanabilir. İnsanların kendi farklılıklarını toplumun açıkça ifade edebilmesiyle sağlanabilir. Herkesin bu toplumda kendisini ifade edebilmesi için geniş bir alanın olduğunu görmesiyle sağlanabilir. Hiçbir insanımızı heder edemeyiz, etmiyor muyuz? İnsanımızı biz gerçekten bütün potansiyeliyle değerlendirebiliyor muyuz, ülkemizin her insanını? Kiminin tipini beğenmiyoruz, kiminin görüşünü beğenmiyoruz, kiminin davranışını beğenmiyoruz; senelerimiz böyle geçti bizim, yıllarımız, bugüne ait bir tartışmadan bahsetmiyorum çok uzun yıllara ait bir sorundan bahsediyorum. İnsanımızı etkin ve verimli kullanamadık. Yurtdışında bile kullanamadık, gidin Avrupa’da 5 milyon vatandaşımız var, bu vatandaşlarımızı biz etkin ve verimli kullandık mı? Gönderdik, git ne halin varsa gör. Madenci mi olacaksın, sokak mı süpüreceksin, Allah’tan onlar madenci gittiler, iş adamı oldular, çocuklarını okuttular, orada bir yer edindiler, bir statü sahibi oldular. Şimdi millete, memlekete çok faydalı işler de yapıyorlar. Ama kaybettiğimiz insanlar da oldu, yitirdiğimiz, nesiller oldu, yitirdiğimiz nesiller oldu ilgisizlikten. İnsanımızı etkin ve verimli kullanabildiğimizi de görmemiz lazım eğer 2023 hedefine varacaksak. Tartışmalarımızı daha makul bir noktada tutmamız lazım.

-TEKEL İŞÇİLERİNİN EYLEMİ

“TEKEL İŞÇİLERİNİN EYLEMİ HEPİMİZİN CANINI ACITIYOR AMA…
“SİYASİ SUİSTİMALİ OLAN BİR KONU HALİNE GELİYOR”

“90’LI YILLARDA BÜTÜN ÖZELLEŞTİRİLEN KURUMLARDA FABRİKALARDAKİ İŞÇİLERİ SOKAĞA BIRAKAN ADAMLAR, BU UYGULAMALARI BİZZAT YAPAN ADAMLAR ŞİMDİ KAHRAMAN GİBİ DOLAŞIYORLAR”


Tekel işçilerinin eyleminin kendisini de üzdüğünü ifade eden Bakan Ergün, 4C ‘li olarak çalışanların sadece tekel işçileri olmadığını 90’lı yıllardan bu yana özelleştirme kapsamında bekletilirken 2002-2003 yıllarında bu kişilerinde 4/c kapsamına alınarak durumlarının gün geçtikçe  iyileştirildiğini söyleyerek şöyle devam etti; “Gelin bunların hepsini beraber ele alalım, sadece Tekel’de çalışanlar değil 4C kapsamındaki, bu arada 10 binlerce insanımızı, çalışanımızı birden değerlendirelim. Dolayısıyla, bu işler değerlendirmeyi kolaylaştırmıyor, değerlendirmeyi zorlaştırıyor. Tam da başkaca problemlerin yoğun olarak yaşandığı bir zaman diliminin içine bu tür eylemlerle düştüğü zaman, o zaman insanın aklına tam bir sıkışık ortamda yani fırsattan istifade şimdi aldık aldık, başka zaman alamayız düşüncesinin hakim olduğu kanaati geliyor. Onun için bu olaylar çözülür, çözülmez meseleler değil, diyalog kapıları kapalı değil, diyalog kapıları da son derece açıktır, bunları çözeriz. Ama bunların çözüm yolu, yöntemi bu değil. Bakın bu tür işlerde önce işçi arkadaşlarımız birtakım samimi taleplerle yola çıkıyorlar, ama 3 gün, 5 gün sonra bu konu istismar edilen bir konu haline geliyor. Şimdi bu işin içerisinde bu toplumun, o kalabalığın içerisinde kimlerin cirit artığını biliyor muyuz şu anda? Bilen biliyor, yani arkadaşlarımızda buna ne kadar engel olmaya çalışsalar bile engel olmakta zorlanırlar. Siyasi suiistimali olan bir konu haline geliyor. 90’lı yıllarda bütün özelleştirilen kurumlarda fabrikalardaki işçileri sokağa bırakan adamlar, bu uygulamaları bizzat yapan adamlar şimdi kahraman gibi dolaşıyorlar, biz size sahip çıkıyoruz; böyle değil arkadaşlar. Bunun böyle olmadığını görmek ve bilmek lazım.  Neyse tartışmaya gerek yok ama bu işler çözülmeyecek işler değil. Bunlar oturulur, konuşulur bütün 4-C kapsamı içerisindeki arkadaşlar belki önce bazı iyileştirme adımları atılır, maksimum taleplerde bulunup da makulü kaybetmeyelim. Bazen maksimum talepler makulün kaybedilmesine yol açılıyor. O kadar üst perdeden açılıyor ki makulü kaybediyoruz bu sefer. Yani makulü yakalayalım ve ilerleyelim. İlerlemeye engel bir tutum ve davranış içerisinde olmanın kimseye faydası yok.”

BAKAN ERGÜN, ÇALIŞTIĞI İŞLETMEYE YILDA 18.5 MİLYON AVRO TASARRUF SAĞLAYAN YILIN İŞÇİSİNE ÖDÜL VERDİ


Milli Prodüktivite Merkezi tarafından düzenlenen ‘Yılın Verimli İşçi-İşveren, İşkadını ve İşadamı Ödül Töreni’ne katılan Bakan Nihat ERGÜN, bir döküm atölyesinde çalışan ve kalıplarda yaptığı bir değişiklikle çalıştığı işletmeye  yılda 18,5 milyon euro tasarruf sağlayan  Mustafa Yüksel adlı işçiye “Yılın İşçisi Ödülü”nü verdi.

Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör: Metehan OĞUZ
 
Etiketler: BAKAN, ERGÜN’DEN, YILIN, BAŞARILI, İŞADAMLARINA, ÖDÜL,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
30
0
2
3
9
14
2
Beşiktaş
27
0
3
3
8
14
3
Trabzonspor
26
0
2
5
7
14
4
İstanbul Başakşehir
26
0
2
5
7
14
5
Fenerbahçe
25
0
3
4
7
14
6
Galatasaray
23
0
3
5
6
14
7
Alanyaspor
22
0
4
4
6
14
8
Yeni Malatyaspor
20
0
4
5
5
14
9
Göztepe
20
0
4
5
5
14
10
Denizlispor
18
0
6
3
5
14
11
Gaziantep FK
17
0
5
5
4
14
12
Çaykur Rizespor
17
0
6
2
5
13
13
Gençlerbirliği
14
0
6
5
3
14
14
Konyaspor
14
0
6
5
3
14
15
Kasımpaşa
12
0
8
3
3
14
16
Antalyaspor
12
0
8
3
3
14
17
MKE Ankaragücü
9
0
9
3
2
14
18
Kayserispor
7
0
8
4
1
13
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı